EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI – Av. Lider Tanrıkulu | Antalya Avukat

BOŞANMA DAVASI NEDİR?

Boşanma davası evlilik birliğinin mahkeme kararıyla sona erdirilmesi için açılan bir dava türü olup anlaşmalı boşanma davası ve çekişmeli boşanma davası olarak iki ayrı şekilde açılabilmektedir. Boşanma davasında anlaşmalı boşanma, eşlerin karşılıklı hür iradeleriyle uzlaşarak evlilik birliğini bitirdikleri yoldur. Çiftlerin evlilik birliğini anlaşarak bitirememesi nedeniyle başvurmak durumunda kaldıkları diğer seçenek çekişmeli boşanma davasıdır.

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI NEDİR?

Taraflar arasında boşanmaya esas teşkil eden vakıalarda çekişme olması halinde evlilik birliğini bitirmek amacıyla başvurulan dava çekişmeli boşanma davasıdır. Peki tarafların arasında anlaşamadıkları ve boşanma davasını çekişmeli hale getiren vakıalar nelerdir? Boşanma ile birlikte hükme bağlanması gereken nafaka, tazminat, velayet, mal paylaşımı ve benzeri konularda taraflar anlaşamadıkları halde çekişme olacağı için çekişmeli boşanma davası açılması gerekmektedir. Çekişmeli boşanma davası özel ve genel boşanma sebeplerine dayalı olarak açılabilmektedir. Özel boşanma sebepleri 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 161. ve devamı maddelerinde; Zina nedeniyle boşanma davası, Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış nedenleri ile boşanma davası, Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme sebepleri ile boşanma davası, Terk Sebebiyle boşanma davası, Akıl Hastalığı sebebiyle boşanma davası olmak üzere sayıda belirlenmiştir. Çekişmeli boşanma davasında evlilik birliğini temelinden sarsan her türlü olay ise genel boşanma sebepleri içerisinde yer almaktadır.

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASINDA EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA

I- GİRİŞ 

A. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Olması Nedeni ile Boşanma Davası Nedir?

Çekişmeli boşanma davası türlerinden biri olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma diğer adıyla şiddetli geçimsizlik, genel boşanma sebeplerindendir. Bu davada, kanunda özel olarak belirtilmiş olan sebepler dışında herhangi bir sebeple evlilik birliğinin sarsılmış olduğu ileri sürülmektedir. Eşler birbirlerinin beklentilerini karşılamıyorsa ve bu nedenle evliliğin devamı imkansız bir hale geldiyse evlilik birliği temelinden sarsılmış demektir. Buna herhangi bir sebep yol açabileceği için buradaki hukuki sebebin vuku bulması için diğer eşin bu sarsılmaya katlanma gücünün kalmamış olması yani evliliğin devamının ondan beklenebilir olmaması gerekmektedir. (1) Kusur şartına bağlı kalmaksızın her iki eş evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayanarak boşanma davası açabilir. Ancak bundan kusurun önemsiz olduğu anlaşılmamalıdır. Zira kusur davanın sonucu bakımından büyük önem arz etmektedir. Öyle ki evlilik birliğinin sarsarak çekilmez hale getiren davacı eşin kusuru daha ağır ise açılan boşanma davasında davalının itiraz hakkı vardır. Bu hususlara TMK madde 166/1-2’de şöyle yer verilmiştir;

TMK madde 166/1- “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir”

TMK madde 166/2- “Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” 

Çekişmeli boşanma davası olarak nitelendirilen evlilik birliğin temelinden sarsılmasını ortaya çıkaran olayları inceleme noktasında hâkimin geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. O halde bu genel boşanma sebebi nisbi niteliktedir. Başka bir deyişle boşanmanın gerçekleşebilmesi için evlilik birliğini temelden sarsan olayın kanıtlanması yeterli değildir. Eşler arasında ortaya çıkabilecek her türlü anlaşmazlık ve geçimsizlik; evlilik birliğini temelinden sarsabileceği için bu kapsamda değerlendirilebilir. Dolayısıyla bu boşanma davasının açılması için gereken sebepler sınırlı sayıda değildir.  Nitekim bu yüzden sözü geçen dava türü genel boşanma sebeplerindendir.

B. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmasının Şartları Nelerdir ?

  1. Evlilik Birliği Temelinden Sarsılmış Olmalıdır.

Evlilik kurumunda eşler arasındaki şiddetli geçimsizlik evlilik birliğinin temelden sarsıldığının göstergesidir. Birlik beraberlik bilincinin eşlerden birinde tükenmesi yeterli olup temelden sarsılma ile kastedilen, eşler arasında önemli fikir ve duygu ayrılığının olmasıdır. (2) Eşlerden birinin, diğer eşe sevgi ve saygı gösteremeyecek derecede ondan uzaklaşması, fikir ve duygu birliğinin azalması, bir arada yaşam ruhunun sönmesi, sevgi yerine nefret, saygı yerine korku, güven yerine güvensizlik duyulması beraberlik bilincinin ortadan kalktığı anlamına gelir. (3) Eşler arasındaki bu anlaşmazlık ve geçimsizliğin boşanma sonucu doğurabilmesi için evlilik birliğini temelinden sarsacak derecede olması gerekir. Yani ciddi olmayan her sebep evlilik birliğinin temelinden sarsılması sonucunu doğurmayacaktır. Bunun tespitinde hâkimin bakması gereken husus; eşlerin ruh ve arzusunun evliliğe devam noktasında olup olmadığı ya da ortak yaşam bilincinin tükenip tükenmediğidir. Uygulamada en sık rastlanan boşanma sebepleri; sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmak, aldatmak, ilgisizlik, sevgisizlik, cinsel birliktelik yaşamamak, ekonomik sorunlar, eşe ve ailesine hakaret, kadına şiddet, psikolojik şiddet, fiziksel şiddet, birlik görevlerini ihmal etmek, sürekli alkol kullanmak ve kumar oynamak olarak sıralanabilir.

  1. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Ortak Hayatı Çekilmez Hale Getirmelidir.

Çekilmezlik, evlilik birliğinin temelinden sarsılması neticesinde eşlerin artık bir arada yaşamasının imkansız olduğu anlamına gelir. Evlilik birliğinde oluşan sarsıntının, eşlerin ortak hayata devamının kendilerinden beklenemeyecek kadar esaslı olması gerekmektedir (TMK. m.166/1). Bu esaslı sarsıntı her iki tarafta için meydana gelebileceği gibi bir taraf açısından da oluşması yeterlidir. Geçimsizliği doğuran olaylar, evlilik sonrasına dair olmalıdır.  Burada çekilmezliği meydana getiren olay her bir çifte göre değişebilir, başka bir birliktelik için çekilmez olan durum diğer bir birliktelik için evlilik birliğini temelinden sarsmayabilir. Zira hangi hallerin çekilmezlik olgusunu meydana getireceği Kanun’da sayılmamıştır. “Ortak hayatın çekilmez hale gelmesi” ve “temelden sarsılma” olgusunu iki ayrı başlıkta ele alıp sarsılmanın koşulları şeklinde incelemiş olsak da “Ortak hayatın çekilmez hale gelmesi”, evlilik birliğinin “temelden sarsılmasının” derecesi olarak da nitelendirilebilir. Evlilik birliğinin ne ölçüde sarsıldığını anlayabilmek için bu evlilikte ortak hayatı sürdürmenin davacıdan beklenip beklenemeyeceğine bakmak gerekirken; davacı eşten ortak hayatı sürdürmesinin beklenebilip beklenemeyeceğinin anlayabilmek için de evlilik birliğinin ne ölçüde sarsılmış olduğuna bakmak gerekecektir. (4) Yargıca bu hususta takdir yetkisi verilmiştir. Bu itibarla hakim, ortak hayatın çekilmezliğini saptarken çok dikkatli davranmak zorundadır. Nitekim eşler arasında vuku bulan her geçimsizlik evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayandırılamaz.

  1. Davalının, Davacının Daha Kusurlu Olduğu İtirazını İleri Sürmemiş Ya Da Bu İtirazın Kabul Edilmemiş Olması

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma kusura bağlı bir boşanma sebebi değildir. Ancak bu kusurun önemsiz olduğu anlamına gelmez. Eşlerden biri ya da her ikisinin kusuru sarsılmaya yol açabileceği gibi, her iki eş de kusursuz olabilir. Birliği temelinden sarsıcı nitelikteki olaylarda tarafların kusuru eşit derecede ise ya da her iki eş de kusursuz ise eşlerden her birinin boşanma hakkı vardır, bu durumda eşlerden birinin boşanma davası açması diğer eşin süresi içinde karşı dava açmasına engel değildir. Karşı dava açan eşin kendi iddiasına uygun vakalar kapsamında açtığı karşı dava yine evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanabileceği gibi mesela zinaya da dayanabilir. Nitekim birliği temelinden sarsıcı nitelikteki olayların gerçekleşmesinde davalı, karşı davacı; davacıdan daha az kusuru olduğunu iddia ediyorsa açılan bu davaya TMK m.166 gereğince itiraz edebilir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davasında kusuru az olan taraf dava gerekçelerini öğrendiği, dava dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal cevap süresi içinde iddialara karşı itirazını vermeli ve gerekli ise karşı davasını da açmalıdır. Davacının dayanmış olduğu vakalara karşı verilen itirazların samimi ve gerçek olması gerekir. Zira Yasa bu hakkın kötüye kullanılmaması için hakime yetki tanımıştır.

C. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeniyle Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Nedir?

Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemeleri olup, aile mahkemesinin olmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakmakla görevlidir. Ancak verilecek kararın aile mahkemesi sıfatıyla verilmemesi bozma nedenidir. Yetkili mahkeme ise TMK m. 168 gereğince, “Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.” Kanun hükmünde açıkça “son defa altı aydan beri birlikte oturdukları” olarak belirtildiği için buranın yerleşim yeri olması gerekmez. Eşlerin fiiliyatta birlikte oturdukları yer olması yeterlidir.

D. Evlilik Birliğinin Eşlere Getirdiği Hak ve Yükümlülükler Nelerdir?

Evlilik kurumuyla beraber taraflar arasında adeta bir borç ilişkisi doğar. Yasamızın eşlere yüklediği yükümlülükler, birliktelik boyunca devam eder. Eşlerin birlik görevlerine aykırı davranmaları başka bir deyişle birlik görevlerini yerine getirmemeleri duygusal güveni sarsan davranışlardan olmakla evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasında duygusal şiddete yönelik bir davranış olduğundan boşanma konusu davranışlardandır. (5) Evliliğin anayasası olan TMK m. 185 hükmüyle eşlerin birliğin mutluluğunu karşılıklı olarak sağlama, çocukların ihtiyaçlarını karşılama, birbirine sadık kalma ve yardımcı olmakla yükümlü olduğuna değinilmiştir. Evliliğin paylaşma üzerine kurulu olduğu düşünüldüğünde TMK m. 185’de yer verilen yükümlülüklerin ihlali birlikteliğin temelden sarsılmasına neden olan önemli etkenlerden biridir.

TMK madde 185 – “Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.”

Ayrıca evlilik birliği içerisinde eşlerden birinin diğerine karşı sadakatsizliğini söylemesi TMK madde 185/3’ün ihlali anlamına gelir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan bunu evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma olarak adlandırmıştır;

“Sadakatsizliğini açıklamak da cinsel sadakata aykırı davranışlardan olup şiddete yönelik bir davranış olduğundan evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında boşanma konusu davranışlardandır.”

Eşler evlilik birliğinde kadın ve erkek ayrımı yapılmaksızın giderlere ortak olarak katılmakla yükümlülerdir. Bu yükümlülük evliliğin başından sonuna kadar devam eder. Burada önemle değinmek gerekir ki Kanun Koyucu eşlerin yükümlülüklerini yalnızca sahip oldukları finansal imkanlarla değil emekleri ile de yerine getirebileceğini düzenlemiştir. TMK madde 186 ile Yasa tarafından Toplumumuzda özellikle kadınların tam anlamıyla ekonomik özgürlüklerine sahip olamadığı göz önüne alındığında bu düzenlemenin yerinde olduğunu söylemek doğru olacaktır.

TMK madde 186/3- “Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.”

E. Af Niteliğinde Olayların Olması

Boşanma yoluna başvuran taraf, dava süresince boşanma iradesini korumalı ve af niteliği taşıyan davranışlar sergilememelidir. Aksi durumda evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davasının reddi gerekmektedir. Boşanma davasında affın gerçekleşebilmesi için kayıtsız şartsız bir irade beyanı ya da affı gösterir fiili tutum ve davranış gerçekleşmeli ve bunlar somut delillerle ispat edilmelidir. Af niteliğinde olan davranışlar barışmış olmak, af iradesini göstermek, hoşgörü ile karşılamak ve birlikteliği olaylara rağmen devam ettirmek, aynı evde oturmak, birlikte tatile gitmek olarak sıralanabilir. Önemle belirtmek gerekir ki af gerçekleştikten sonra taraflar arasında daha önceden yaşanan olaylara dayanarak boşanma kararı verilemez.

II-SONUÇ

Hayatlarını beraber sürdürme gayesiyle evlilik kurumu ile birlikteliklerini yasallaştıran eşlerin önemli fikir ve duygu ayrılıkları yaşaması halinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilir. Bu durumda eşler boşanma kurumuyla birlikteliklerini sonlandırabilirler. Yasamızda boşanmada sebebe bağlılık ilkesi hakimdir. Öyle ki boşanma kararı verilebilmesi için Yasada düzenlenen boşanma nedenlerinden en az birine dayanarak dava açılması gerekir. Günümüzde taraflar en çok “Evlilik birliğinin temelinden sarsılması” nedenine dayanarak boşanma yoluna gitmektedirler. Netice itibariyle hem taraflar hem de çocuklar yönünden boşanmanın sonuçları büyük önem arz etmektedir.

Yazar

Avukat Fatma SARI / Antalya Barosu

Kaynakça

  1. GÜL, Z. Gizem AYDOĞDU. Boşanma Sebebi Olarak Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması. Ankara : s.n., 2017. s. 40.
  2. Prof. Dr Mustafa DURAL, Prof. Dr. Tufan ÖĞÜZ, Prof. Dr. Mustafa Alper GÜMÜŞ. Türk Özel Hukuku Cilt 3 Aile Hukuku. İstanbul : Filiz Kitabevi, 2018. s. 119. Cilt 3.
  3. TOKSÖZ, Derya UÇAR. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma. Konya : s.n., 2019. s. 43.
  4. ÖZDEN, Makbule Tuğçe. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma. Ankara : Ankara, 2017. s. 55.
  5. GENÇCAN, Ömer Uğur. Boşanma Hukuku. Ankara : Yetkin Yayınları, 2020. s. 683.

 

Paylaş:

© 2020 Av. Lider TANRIKULU Hukuk Bürosu

logo-footer