Bononun Şekli Unsurları – Av. Lider Tanrıkulu | Antalya Avukat

GİRİŞ

Sözleşmeler hukukuna hakim olan sözleşme serbestisi ilkesi tersine kambiyo hukukunda şekli kurallar hakimdir. Şekli kurallar kambiyonun tedavülünün kolaylaştırılmasına ve alacak güvenliğine hizmet etmektedir. (1) Bononun unsurları 6102 Sayılı Yasa’nın 776. maddesinde yedi bent halinde sıralanmıştır. Bu yedi bent doktrinde zorunlu unsurlar ve alternatif zorunlu unsurlar olarak ikiye ayrılmış ayrıca yine iki başlığa tarafların isteğe bağlı bonoya ekleyebilecekleri, 776. maddede düzenlenmeyen fakat uygulama ile getirilen ihtiyari içerik sınıflandırmaya dâhil edilmiştir. Buna göre unsurlar genel olarak üç başlık altında incelenmektedir.

  1. Zorunlu unsurlar
  2. Alternatif zorunlu unsurlar
  3. İhtiyari içerik (İsteğe bağlı unsurlar)

6102 Sayılı Yasa’nın 776. maddesinde bononun unsurları tahdidi olarak sayılmıştır. Kanun koyucu madde gerekçesinde 6762 sayılı eTTK’nın sadece dilinin güncelleştirildiğinden bahsetmiş ve böylelikle yeni Kanun ile başkaca bir değişikliğe gerek duyulmadığını vurgulamıştır. Hali hazırda bono hazırlanırken yapılan hatalı düzenlemeler birçok karışıklığa neden olmaktadır. Bu da bononun unsurları bakımından zengin bir doktrin ve içtihat külliyatı oluşturmakta, her gün ortaya çıkan yeni tartışmalara neden olmaktadır. Makalemizde uygulamaya yönelik ilginç olayları kaleme alıp, bunlar üzerinden çözümlere yer vereceğiz. İhtiyari içerik bakımından uygulamadaki kullanım sıklığı göz önünde bulundurulacak olup, sadece uygulamada yoğunlukla kullanılan ihtiyari içeriklere değinilecektir.

A. ZORUNLU UNSURLAR

Bono’da zorunlu unsurlardan birinin eksik olması bononun, bono niteliğini kaybetmesine neden olacaktır. 2004 sayılı Yasa’nın 167. maddesi gereğince kambiyo senetlerine özgü takip yapmak isteyen alacaklının elinde bulunan senedin zorunlu ve alternatif zorunlu unsurları ile tam olması gerekmektedir. Eğer icra müdürü tarafından alacaklının elindeki senedin unsurlarında bir eksiklik tespit edilirse İİK’nun168. maddesine göre kambiyo senetlerine özgü takip talebi reddedilecektir. Yine zorunlu unsurlarda bir eksiklik olmasına rağmen icra müdürünce ödeme emri düzenlemiş ve tebliğe çıkarılmışsa yani takip kabul edilmiş ise bu kez 5 gün içerisinde borçlu tarafından İİK 168/3 gereğince yetkili icra mahkemesine başvurularak İİK 170/a maddesine dayanarak takibin iptali istenebilecektir.

  1. “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” İbaresi

2004 Sayılı Yasa’nın 776. maddesinin a bendine göre bononun sıhhat varlığının kabulü için senet metninde “bono” veya “emre muharrer senet” ibaresinin bulunması gerekir.

Bono kelimesi senet metni dışına yazılamaz.  Yani ilgili senedin başlığında bono kelimesi yazılmış ancak metin içerisinde bono veya emre muharrer senet ibaresine değinilmemiş ise yahut “emre muharrer senet” ibaresinin üzeri çizilmiş ise (2) yine senet kambiyo vasfını kaybetmiş sayılacaktır. Kanun koyucunun “Bono ya da Emre Muharrer Senet” ibarelerini metnin dışında kabul etmemesinin nedeni ödeme vaadi düzenlendikten sonra borçlu tarafın iradesine aykırı olarak yapılacak çıkıntı ile adi senedin, bonoya dönüştürülmesine engel olmaktır. (3)

Senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono kelimesinin veya emre yazılı senet (4) teriminin karşılığının kullanılması gerekir. İngilizce hazırlanan bono metninde emre muharrer senet terimi karşılığı “promissorynote” ibaresi kullanılacaktır.  Türkçe yazılmış bir metinde “promissorynote” şeklinde bono kelimesinin İngilizce karşılığının yazılması senedi geçersiz kılar. (5)

Senet metni birden fazla dilde yazılmış ise “ödeyeceğim” kelimesi hangi dilde bitiyor ise “emre muharrer senet” teriminin de o dilde yazılacağı görüşü mevcuttur. Yani “promissorynote” ile başlanmış bir senet metninin “ödeyeceğim” olan son kelimesi İngilizce dışında başka bir dil ile bitiriliyorsa bu halde senedin emre muharrer kaydı içermediği kabul edilecektir. (6)

“Emre muharrer senet” ibaresi bölünemez. Emre kelimesini barındırmayan “Muharrer senet” ya da “Yazılı senet” ibareleri senedin bono vasfını kaybetmesine neden olacaktır. (7) “Emre muharrer senet” teriminin şekil bakımından bu kadar sıkı tutulmasının nedeni borçlunun ne imzaladığını bildiğinden emin olmak ve borçlunun iradesini doğru şekilde ortaya koymasını sağlamaktır.

  1. Kayıtsız Ve Şartsız Belirli Bir Bedeli Ödemek Vaadini İçermesi

  • Kayıtsız ve Şartsız Ödeme Vaadi İçermelidir.

Bono, belirli bir bedelin kayıtsız ve şartsız ödenmesi vaadini ihtiva eder. Bono üzerine düşülen kayıt ve şart bono vasfını ortadan kaldırır. Aksi kabul edilseydi bononun tahvil gücü neredeyse ortadan kalkar ve bono sadece bir kredi vasıtası olarak kullanılabilirdi. Bu halde kayıt ve şartın yasaklanmasının temel nedeninin bononun tahvil gücünü kırmamak ve hatta mücerretlik ilkesini desteklemek olduğu anlaşılmaktadır. Kayıt ve şart senedin ön yüzüne yazılabileceği gibi yerleşik içtihatlardan da anlaşılacağı üzere arka yüze de yazılabilir. Her halükarda kayıt ve şart senedin kambiyo vasfını kaybetmesine neden olur.  Senette bir cümle ile temel ilişkinin gösterilmesi hususu; mesela ilgili bonoya daire, kira gibi kelimeler şerh edilmesi kayıt ve şart olarak değil bedel kaydı olarak kabul edilmektedir. Bu tür bedel kayıtları ancak keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki ispatı bakımından kişisel def’i bakımından kullanılır. (8)

Senedin üzerine tek başına “Teminat senedidir.” ibaresi yazılması bono vasfını ortadan kaldırmaz. “Teminat senedi” şerhinin bono niteliğini ortadan kaldırması için, teminat senedinin hangi hukuki ilişkiye istinaden verildiğinin de senet üzerine yazılması gerekir.

Yine üzerinde herhangi bir teminat senedi şerhi bulunmasa dahi senedin teminaten verildiğine ilişkin taraflar arasında ayrı yazılı bir sözleşme bulunması halinde icra mahkemesine yapılacak şikayet üzerine sözleşmede geçen bono bakımından takibinin talikine karar verilecektir. Nitekim artık sözleşmedeki edim yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediği tartışma konusu haline gelmiş ve senedin kayıtsız şartsız verilme unsuru ortadan kalkmıştır. (9)

  • Belirli Bedelin Bulunması Koşulu

Senet üzerinde bedelin muayyen olması gerekir. Bedelin tartışmaya neden olması, birden fazla bedel ödeneceğinin beyan edilmesi halinde senet bedeli belirsiz kabul edilecektir ve senet geçersiz sayılacaktır. Yargıtay, senedin ön yüzünde tek bedele yer verilmesine karşın aynı senedin arkasına başkaca bir bedel yazılmasının belirliliği ortadan kaldıracağına hükmetmiştir. Yine senette muayyen bir bedel bulunmasına karşın bedel üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmışsa bunun ayrıca imza edilmesi (paraf) gerekmektedir. (6100 Sayılı TBK m.207) Aksi halde bedel kısmı silinmiş sayılacaktır.

Bedel senet üzerine yazı ile yazılabileceği gibi rakamla da yazılabilir. Rakam ile yazı arasında fark olması halinde ise yazı ile yazılan bedel geçerli kabul edilir. (10) Ancak hem yazı hem de rakam ile yazılsa dahi rakamda tahrifat bulunması yazıya itibar edilmesine engel olup senedi tümden geçersiz kılar. Bedel metin içerisinde olmak zorunda değildir, bononun üst kısmında da yer alabilir.

Senet üzerindeki bedel yalnız yazı yahut yalnız rakam ile birden fazla kez gösterilmiş ve ancak bedellerden biri daha düşük ise daha düşük bedel kabul edilecektir. 6102 Sayılı TTK 690/2 göndermesi ile m.588/2)

Bono bedeli, düzenlenme ve ödeme yeri olan ülkelerde aynı adı taşıyan, fakat değerleri birbirinden farklı olan para ile gösterildiği takdirde ödeme yerindeki para kastedilmiş sayılır.(6102 Sayılı TTK 711/4) Eğer aynı para birimini kullanan iki ülkeden hangisinin para biriminin kastedildiği (Amerikan Doları-Barbados Doları) senet üzerinde düzenlenmemiş ise ödeme yerindeki para birimi kastedilmiş sayılmaktadır. Ödeme yeri göz önünde bulundurularak para biriminin hangi ülkenin para birimi olduğu çözülemez ise senedin geçersiz olacağı görüşü savunulmaktadır.(11) Yargıtay Türkiye sınırları içinde yaygın olarak Amerikan Doları’nın kullanılmasından bahisle, kambiyo senedinde para birimi olarak sadece “dolar” yazılması halinde “Amerikan Doları” kabul edileceğine hükmetmektedir. (12)

Bono düzenlendikten sonra para birimi tedavülden kalktı ise yerine geçen para birimi üzerinde hesaplama yapılır. Para biriminin ortadan kalkması senedin geçerliliğine etki etmez. (13)

Bononun TL ibaresinin üzeri çizilip yerine başka bir para birimi yazılması halinde Yargıtay ayrıca bir parafa ihtiyaç duymamaktadır. (14) Bu karar, Kendi gelen tarafından; Aksi takdirde bedelin mutlaka yazı ile gösterilmiş olması şart olmadığına göre, YTL üzerinden çekilen bir çekin basit bir kalem oyunuyla yabancı paraya dönüştürülmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalınması söz konusu olabilir şeklinde eleştirilmiştir. (15)

Altın ve diğer kıymetli madenin piyasada sürekli değişen fiyatlandırması nedeni ile bedel olarak kararlaştırılamayacağı kuşkusuzdur. (16)

  1. Bono Kime Ödenecekse Onun Adı ve Soyadı (Lehtar)

Bono kime ödenecekse onun adı ve soyadı yazılı olmalıdır. Eğer lehdar gerçek kişi ise bonoda kişinin adı ve soyadı, tüzel kişi ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 42 ve 43. maddelerine uygun şekilde tüzel kişiliğin almış bulunduğu ticaret unvanı kullanılır.  Eğer bonoda lehdar gösterilmemiş ise bono geçersiz sayılır.

İlgili senedin bono vasfına sahip olması için lehtarının gerçek ya da tüzel kişi olması gerekir.  Ticaret siciline kaydı bulunmayan şirkete keşide edilen senet lehtar unsuru bakımından eksik kabul edilmeyecektir. (17) Şirketin ticaret unvanının kural olarak anlaşılabilir şekilde yazılması gerekir. (18) Ancak eksik yazılması halinde senedin arkasında ciro varsa, bu ciro borç ikrarı kabul edilerek senet geçerli kabul edilmektedir. (19)

Senette birden fazla lehdar bulunabilir. Bu halde her bir lehdar kendi payı oranında icra takibi yapabilir. Tarafların payları senetten anlaşılmıyor ise 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 168/4 maddesi gereğince eşit paya sahip sayılırlar.

Ticaret unvanı yerine firma adı yazılması halinde senet geçersiz kabul edilecektir.(Lider Ticaret, Özgün İnşaat gibi) Ancak uygulamada sıklıkla firma adı yanında gerçek kişi ismi kullanıldığı görülmektedir. Bu halde senet geçerli kabul edilir. (Lider Ticaret-Ahmet Sezeroğlu)

Lehtar yerine “hamiline” kaydı düşülerek senet düzenlenemez. (20)

  1. Keşidecinin İmzası 

Keşidecinin imzası zorunlu olmakla beraber, keşidecinin ticaret unvanının ya da ad ve soyadının eksik ya da yanlış olması senedin geçerliliğini etkilemez. (21)

Ticari hayatta senedin iki imza ile geçerli olduğu şeklinde yanlış bir bilgi bulunmaktadır. Özellikle tüzel kişiliğe haiz şirketlerde, şirket kaşesi dışına atılan ikinci imzanın, şirket yetkililerini senet borcundan aval sıfatı ile sorumlu hale getirdiği sıklıkla görülür. Bu yanlış bilgi nedeni ile birçok şirket yetkilisinin senedin icrasından hemen önce isimleri senede eklenmek sureti ile iradeleri hilafına borçlu duruma düştükleri görülmektedir. Yetkililerin iradeleri hilafına borçlu duruma düşmeleri senedin geçerliliğini ortadan kaldırmaz. (22)

Senedi aval vermek sureti ile imzalayanlar, alacaklıya karşı keşideci ile müteselsilen borçlu olacaktır. Borçlunun imzası ile avalin imzası birbirinden bağımsız olup borçlunun imzasının sahte olması avalin imzasını ortadan kaldırmaz. Ancak keşidecinin imzasının hiç bulunmaması halinde aval imzası da geçersizdir.

6098 Sayılı TBK’nın 504. maddesi vekaletin kapsamını belirlemiştir. 818 sayılı Yasa’nın maddesi hiç değiştirilmeden korunmuş ve kanun koyucu tarafından kambiyo taahhüdünde bulunma yine özel yetki verilmesine bağlanmıştır.

Ticari vekil 6098 Sayılı TBK’nın 551/2 maddesi uyarınca ancak özel yetki ile kambiyo taahhüdünde bulunabilir. Özel vekaleti bulunmayan vekil 6102 Sayılı TTK’nın 778/2 maddesi gereğince bono taahhüdünü yerine getirmek bakımından kendisi sorumlu olacaktır.

Ticari mümessilin, 6098 Sayılı TBK’nın 548. maddesi ile tacir adına doğrudan kambiyo düzenleme yetkisi bulunduğu düzenlenmiştir. O halde ticari mümessiller bakımından kambiyo taahhüdünde bulunmak için ayrıca özel yetkiye gerek duyulmaz.  Mümessilin imza ile tasdik ettiği bono geçerli sayılacaktır.

Adi Ortaklıkta, 6098 Sayılı TBK’nın 638/3 maddesi gereğince ortaklardan her birinin kambiyo taahhüdü diğer ortağı bağlayacaktır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 345. maddesi gereğince çocuk ile üçüncü kişiler arasında yapılacak borçlandırıcı işlemlerin geçerli olması için bir kayyımın katılmasına ve sulh hakiminin onayına bağlıdır. Bu halde anne ve baba tarafından çocuk adına verilecek senetler ancak kayyım atanması ve sulh hakiminin imzası ile mümkün olacaktır.

5070 sayılı Yasa ile hukuk hayatına giren elektronik imza ile kambiyo senedi düzenlenmesi mümkün değildir. Kanun koyucu, Yasa’nın 5. maddesi kanunların resmî şekle veya özel bir merasime tabi tuttuğu hukukî işlemler ile banka teminat mektupları dışındaki teminat sözleşmeleri, güvenli elektronik imza ile gerçekleştirilemez şeklinde düzenlenmesi ile birlikte 6102 Sayılı TTTK’nın 1526. maddesi özel bir düzenleme getirerek; poliçe, bono, çek, makbuz senedi, varant ve kambiyo senetlerine benzeyen senetlerin güvenli elektronik imza ile düzenlenemeyeceğine yine senetlere ilişkin kabul, aval ve ciro gibi senet üzerinde gerçekleştirilen işlemlerin güvenli elektronik imza ile yapılamayacağına hükmetmiştir.

  1. Tanzim Tarihi

Bonoda düzenleme tarihi zorunludur. Tanzim tarihinin belirli bir gün, ay ve yılı ihtiva etmesi gerekmektedir. (23) Bununla beraber tanzim tarihinin gerçek keşide tarihini yansıtmasına gerek yoktur. Senedin gerçek tanzim tarihinde doldurulmadığı ancak anlaşma hilafına doldurulduğu iddiası sadece yazılı delille ispatlanabilir. Belge ile ispat kuralı o derecede sert uygulanmaktadır ki tanzim tarihinin keşidecinin vefatından sonra düzenlendiğinin anlaşılması halinde bile senet geçerli kabul edilir. Keza 6102 Sayılı TTK’nın 778/b göndermesi nedeni ile 703/1-c gereği bononun keşide tarihi vade tarihinden önce (24) yahut en geç aynı gün olmalıdır. (25) Bonoda birden fazla tanzim tarihi bulunması ya da 30 şubat gibi imkansız bir tarih senedin geçerliliğini ortadan kaldırmaz. İmkansız tarihin keşide tarihi olarak yazılması halinde ilgili ayın son günü tanzim tarihi sayılır. (26)

Tanzim tarihi esas olarak, görüldükten sonra belli bir vadeyi içeren bononun tarihinin belirlenmesi veTTK’nın 704. maddesi uyarınca görüldüğünde ödenecek bononun 1 yıl olan ibraz süresini başlatmak açısından önemlidir. Kanunda hüküm olmamasına karşın lehtarın yahut hamilin ilgili senedi bir yıl içerisinde ihtar ile keşideciye göndermesi, bankaya sunması yahut icraya koyması ibraz sayılır. Bir yıllık ibraz süresi içerisinde senedin keşideciye ibraz edilmemesi halinde 1. yılın son günü senet ibraz edilmiş sayılır ve hamilin keşideciye karşı 3 yıllık zamanaşımı süresi başlar. Ancak ibraz süresi dolmadan ilgili senet keşideciye ibraz edilmedi ise artık lehtar ve cirantalara başvuru hakkı ortadan kalmış olacaktır.

Cumhuriyet bayramı veya çocuk bayramı şeklinde belirlenecek tanzim tarihi geçerli değildir. Ancak doktrinde yılı ile yazılmak kaydı ile mesela Cumhuriyet Bayramı 2011 şeklinde düzenlenmiş bononun belirli bir tarih içerdiğinden geçerli olduğuna ilişkin görüşler mevcuttur. (27) Kanaatimizce “gün”, “ay” ve “yıl” olarak tanzim tarihi düzenlenmediği için tanzim tarihi geçerli kabul edilemez.

Tedavüle çıkarılırken tanzim tarihi atılmamış senet eksik senet ya da açık senet olarak düzenlenmiş kabul edilir. Eğer tanzim tarihinin daha sonra alacaklı tarafınca doldurulacağı taraflarca kabul edilmiş ise bu senede beyaz bono denir. Fakat senetteki tanzim tarihi herhangi bir anlaşmaya dayanmadan eksik bırakılarak senet tedavüle sokulduysa bu kez eksik bonodan söz edilir. TTK’nun 680. maddesi tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçenin, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulması halinde bunun hamile karşı ileri sürülemeyeceğini düzenlemiştir. O halde gerek 4721 Sayılı TMK’nın 6. maddesi gerekse 6100 Sayılı HMK’nın 190. maddesi gereğince bononun eksik olarak teslim edildiğine ilişkin ispat yükü keşidecide kabul edilir. Eksik bonoya daha sonra herhangi bir tanzim tarihi konulamaz. Eğer senedin eksik bono olduğu yazılı delille ispatlanır ise bonoya tanzim tarihi atan bakımından özel evrakta tahrifat suçu oluşacaktır. (28)

İcra takibi sırasında borçlu ya da borçlulara üzerinde tanzim tarihi olmayan senet sureti gönderilmesine karşın, icra kasasında senet aslında tanzim tarihi bulunması halinde önceki Yargıtay kararları ile senet geçersiz sayılmakta iken daha yeni kararlarda senet geçerli sayılmaktadır. Talih UYAR bu halde sözleşmenin anlaşmaya aykırı olduğunun yazılı delil ile ispatlandığı görüşündedir.

B. ALTERNATİF ZORUNLU UNSURLAR

Bonoda alternatif unsurlar; düzenleme yeri ve ödeme yerinden oluşur. Bunların doğrudan bono üzerine şerh düşülmemesi, senette yerlerine kullanılacak zorunlu unsurların senette bulunması halinde senedin geçerliliğini ortadan kaldırmaz.

  1. Düzenleme Yeri

6102 Sayılı TTK 776/f bendi uyarınca senette düzenleme yeri bulunması zorunludur. Ancak TTK 777/4 düzenlemesi gereğince; düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır. O halde senette düzenleme yeri bulunmaması halinde keşidecinin adının soyasının yanında (açık adres bulunmasa dahi) yazılı bulunan il, ilçe ve köy düzenleme yeri sayılır.(29) Keşidecinin adının ve soyadının yanında da herhangi bir idari birim yazılmaması halinde senet kambiyo vasfını kaybeder.

Keşidecinin adresinde idari birim bulunmamasına karşın avalistin adresinde bulunması senede kambiyo vasfı kazandırmaz. Yani keşidecinin adı soyadı altında bulunan idari birim alternatif düzenleme yeri olarak kullanılabilirken, avalistin adı altında yer alan idari birim düzenleme yeri olarak kullanılamayacaktır. (30)

Bonoda idari birim kısaltma şeklinde yazılabilir ancak bu kısaltmanın başkaca bir idari birimi çağrıştırması halinde senet geçersiz sayılacaktır. Örneğin keşide yeri “Ant.” olarak yazılmış bir bononun Antalya’da mı yoksa Antakya’da mı doldurulduğu ilk bakışta belirsiz olduğundan senet İİK 170/a maddesi gereğince iptal edilir. (31) Yargıtay süreklilik kazanmış içtihatlarında tanzim yerinin “Ank.” ve “İst.” şeklinde yazılmasının Ankara ve İstanbul ilini ifade ettiğini ve geçerli tanzim yeri olduğunu kabul etmiştir. (32)

2004 Sayılı Yasa’nın 170/a-son maddesi borcun kısmen veya tamamen kabul edilmiş olması halinde takip dayanağı belgenin kambiyo senedi vasfını taşımadığı veya alacaklının yetkili hamil olmadığı yönündeki iddialar nedeni ile takibin iptal edilemeyeceği hükmüne yer vermiştir. Yargıtay, şikayet dilekçesinde borcu kabul eden borçlu vekilinin savunması karşısında artık senette tanzim yeri bulunmamasının iptal nedeni yapılamayacağına hükmetmiştir. (33)

  1. Ödeme Yeri

6102 sayılı TTK’nın 776/1-d fıkrası gereğince bonoda ödeme yerinin bulunması zorunludur. Ödeme yeri konusunda açıklık bulunmadığı takdirde senedin düzenlendiği yer, ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılır. (TTK 777/3),

Tanzim yerinin bulunmaması halinde keşidecinin adının ve soyadının yanında bulunan idari birimin tanzim yeri olduğunu ve tanzime ilişkin diğer hususları yukarıda detaylıca incelemiştik.

C. İHTİYARİ İÇERİK

  1. Vade Tarihi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 777/2 fıkrası gereğince  vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart bono sayılır. O halde bononun vadesinin gösterilmemiş olması geçerliliğine etkili olmayacaktır. Poliçenin vadelere ilişkin 703. maddesi hükmü TTK 778/1-b maddesinin atfı nedeni ile bonolara da uygulanır.Kanun koyucu bonoda 4 tür vade ön görümüştür. Bunlar;

  • Belli bir gün keşide edilerek düzenlenmiş vade.
  • Görüldüğünde ödenecek vade.
  • Görüldüğünden belli bir süre sonra ödenecek vade.
  • Düzenleme gününden bir süre sonra geçerli vade.

Belirli Bir Gün Keşide Edilerek Düzenlenmiş Vade

Tıpkı tanzim tarihinde olduğu gibi belirli gün keşide edilerek düzenlenecek vadenin de gün, ay ve yıl (gg/aa/yyyy) olarak yazılması (34) ve belirli bir günü içermesi zorunludur. Uygulamada sıklıkla gün ve yılın sayı ile yazıldığı ancak ayın yazı ile yazıldığı da görülmektedir. Keşide tarihinin 30 Şubat gibi olmayan bir günü göstermesi halinde tıpkı tanzim tarihinde olduğu gibi vade tarihi o ayın son günü sayılır. (26) Vade tarihi mutlaka düzenleme tarihinden sonra olmalıdır. (24) Vade tarihi ile düzenleme tarihi aynı olabilir. (25)

Görüldüğünde Ödenecek Vade

Görüldüğünde ödenecek vadeden bahsedebilmek için senedin vadesi açıkça verilmiş olmalı ya da açıkça senede “Görüldüğünde ödenecektir” şerhi düşülmelidir. Görüldüğünde ödenecek bono, TTK’nın 704. maddesi uyarınca ibrazında ödenir ve tanzim tarihinden itibaren 1 yıl ibraz süresi bulunmaktadır. Kanunda hüküm olmamasına karşın lehtarın yahut hamilin ilgili senedi bir yıl içerisinde ihtar ile keşideciye göndermesi, bankaya sunması yahut icraya koyması ibraz sayılır. Bir yıllık ibraz süresi içerisinde senedin keşideciye ibraz edilmemesi halinde 1. yılın son günü senet ibraz edilmiş sayılır ve hamilin keşideciye karşı 3 yıllık zamanaşımı süresi başlar. Ancak TTK 730/1’e göre hamil tarafından ibraz süresi dolmadan ilgili senet keşideciye ibraz edilmedi ise artık hamilin; lehtar ve cirantalara başvuru hakkı ortadan kalmış olacaktır. Hamil ve cirantalara karşı başvuru hakkı ortandan kalkan hamil keşideciye ve ancak varsa avale karşı 3 yıllık zamanaşımı süresi içinde bonodan kaynaklanan alacağını talep edebilir.

TTK 704’e göre keşideci dilerse 1 yıllık ibraz süresini kısaltabileceği gibi yine bu süreyi uzatabilir. Ancak süreler cirantalar tarafından sadece kısaltılabilir yani uzatılamaz.

Yine keşideci senedin belirli bir günden önce ödenmek üzere ibraz edilmeyeceği hakkında şart koyabilir. Bu takdirde ibraz süresi o tarihten başlar.(TTK 704/2)

Görüldüğünden Belli Bir Süre Sonra Ödenecek Vade

Bono görüldüğünden belli bir süre sonra vadeli olarak düzenlenebilir. Yani keşideci vadeyi görüldüğünden beş hafta sonra yahut iki ay sonra şeklinde düzenleyebilir. Burada da TTK 704 hükmü gereğince hamil, keşideciye elindeki senedi bir yıl içerisinde ibraz etmek zorundadır. İbraz; keşidecinin senet üzerine ibraz tarihini şerh düşüp imzalaması ile, ibraz protestosu ile ve KEP adresine yapılacak ibraz ile belgelenebilir. Bu yollar tüketilip ibraz yapılmadı ise artık 1 yılın son günü ibraz yapılmış sayılır ve vade süresi işlemeye başlar.

 Düzenleme Gününden Bir Süre Sonra Geçerli Vade 

Bono keşide tarihinden belli bir süre sonra vadeli olarak düzenlenebilir. Yani keşideci vadeyi doğrudan beş hafta yahut iki ay sonra kaydı ile düzenleyebilir.

 Vade Bakımından Ortak Hükümler

TTK 703. maddesinde bonoya özgü vadeler tahdidi sayılmış olup, tarafların aralarında kararlaştıracağı diğer vade türleri, aynı maddenin son fıkrasının “Vadesi başka şekilde yazılan veya birbirini takip eden çeşitli vadeleri gösteren poliçeler batıldır.” hükmü gereği batıl olacaktır.

Vadede tahrifat yapılmış ise ve tahrifat öncesi tarih belirlenebilir nitelikteyse tahrifattan önceki tarih vade tarihi sayılır. (35)

Çift vadeli bono düzenlenemez. Uygulamada senet metninde ve senedin üst kısmında ayrı ayrı iki vade yazım bölümü olduğu ve ikisinin de genellikle doldurulduğu sıklıkla görülmektedir. Senedin üzerinde rakam ile yazılan vade, senet metninde yazı ile yazılan vadeden farklı ise bu halde çift vadeli bonodan bahsedilecektir. Bu durum bonoyu batıl kılar.  (36)

  1. Yetki Kaydı

Bono üzerine şerh düşülen yetki kaydı TTK’da düzenlenmemekle beraber kendi varoluşunu HMK madde 17’den almaktadır. 1086 Sayılı HUMK’un 22. Maddesi usulünce yetki sözleşmesi herkes ile akdedilebilmekte ve herkese karşı ileri sürülebilmekteydi. Ancak kanun koyucu 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK ile yetki sözleşmesi yapabilecek kişilerin kapsamını tacirler ve kamu tüzel kişileri olarak sınırlandırmıştır. Kanun koyucu maddenin gerekçesini; “tacirler veya kamu tüzel kişileri kendi aralarındaki hukukî ilişkilerde her ikisi de hukuken eşit konumda sayılabilirler. Buna karşılık, tacirler veya kamu tüzel kişileri, diğer bir gerçek kişiye göre, daha güçlü konumda bulunmaktadırlar. Daha zayıf konumda olan kimselerin daha güçlü olan tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı, korunma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Özellikle iltihakî sözleşmelerle bu durum daha da belirginleşmektedir. Tüketiciler, satıcı veya hizmet sunucu şirketlere karşı, hiçbir pazarlık şansı olmaksızın, sadece kendilerine uzatılan sözleşmeye imza atarak, şirket veya kamu tüzel kişisi tarafından konulan şartları, bu arada yetki şartını da kabul etmek zorunda kalmaktadırlar. O nedenle, örneğin Alman hukukunda, yetki sözleşmesinin her durumda yapılması kabul edilmemektedir. Yetki sözleşmesi yapılabilen alanlar oldukça sınırlandırılmış bulunmaktadır.”  şeklinde ifade etmek sureti ile güçsüz olanın güçlü olandan ayrıştırılmasını ve hak kayıplarının önüne geçilmesini amaçladığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda 6100 Sayılı Yasa’nın 17. maddesi gereğince artık senetlerde yer alan yetki şartının geçerliliği sadece tacirler ve kamu tüzel kişileri arasındaysa kabul görecektir. Bunun dışındaki kişilerin kendi aralarında yaptıkları yahut bunları kanunda tahdidi sayılan kişilerle yaptıkları yetki şartı düzenlemeleri geçersiz kabul edilecektir.

  1. Muacceliyet Kaydı

Piyasada hazır olarak satılan ve dolaşan bono metinlerinin tamamında muacceliyet kaydı bulunduğu görülmektedir. Aynı borç nedeni ile birden fazla bono verilmesi halinde birbirini takip eden ve ileri aylara ait diğer bonoların, önceki herhangi bir bono ödenmediğinde vadesinin gelmiş sayılması için şerh düşülmektedir. Ancak bono üzerinde yer alan bu kayıt geçersiz kabul edilir. Bono dışında bir sözleşme ile senetlerin art arda, tereddüt yaratmayacak şekilde yazılması halinde artık muacceliyet şartı geçerli sayılacaktır. 

  1. Bedel Kaydı 

Bono üzerinde yazılı bedel kaydı, belki de ihtiyari kayıtların en önemlisidir. Kayıt aslen senedin veriliş nedenini (ihdas nedeni) ortaya koyar. Uygulamada bono karşılığı ürün ya da hizmet alanlar bakımından ihdas nedenine mal kaydı şerhi düşüldüğü yine para alışverişi içinse “nakden” kaydı düşüldüğü görülmektedir. Teminat için verilen senetlerde hatalı şekilde bononun ihdas nedeni kısmına “teminaten” yazılıp bırakılmaktadır. Yerleşik Yargıtay uygulamasında; bononun hangi hukuki ilişkinin teminatı olarak verildiği açıkça şerh edilmemiş ise “teminat” kaydı yazılmamış sayılmaktadır. Bu durumda senedin teminat karşılığı verildiği iddiasını ispat külfeti keşideciye düşmektedir. Senet üzerinde bulunan geçerli teminat şerhi iyiniyetli üçüncü kişileri de bağlayacaktır.

İhdas kaydının yanlış yazılması daha sonra dava sürecinde yine hatalı savunma nedeni ile talil hükümlerinin uygulanmasına neden olabilecektir. Lehtar tarafından gerçekte mal karşılığı alınan senedin ihdas nedeninin nakden düzenlenmesi ve menfi tespit davasında lehtarın ihdas nedenini ürün alışverişine dayandırması halinde, borçlu tarafın nakdi ilişki savunması senedi talil edecektir. Senedin talil olması üzerine artık ispat yükü yer değiştirir ve senet üzerinde nakden kaydı olduğu halde ürün alışverişi karşılığı senedin alındığını iddia eden lehtar bu senetten alacaklı olduğunu ispat ile mükellef hale gelir.

Kambiyo senetleri illetten mücerret olduğu için nakden ve malen kayıtları iyi niyetli hamillere karşı ileri sürülemez.

  1. Ciro Edilemez Kaydı

Ciro edilemez kaydı senedin önüne ya da arkasına yazılabilir. Bu kaydın yazılması bononun vasfını ortadan kaldırmaz. Ancak bonoyu nama yazılı hale getirir. Ciro edilemez kaydına rağmen senedi alan kişinin artık senedi 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 183.maddesi gereğince aldığı kabul edilir. (37)

  1. Yabancı Hukukun Uygulanması Kaydı

Taraflar isterlerse MÖHUK 2/4 ve 24 hükümleri gereğince ellerindeki senede yabancı hukukun uygulanabileceğini düzenleyebilirler.

Kaynakça

  1. KANDEMİR, Zeynep. Kambiyo Senetlerinde İşlemlerin Ayakta Tutulması İlkesinin Görünüm Biçimleri ve Bu Senetlerde Bulunacak Zorunlu ve ihtiyari Unsurlar. İstanbul : s.n., 2011. s. 23.
  2. 1983/8184E. ve 1983/7433 K. , s.l. : Yargıtay 12 Hukuk Dairesi, 12.10.1983.
  3. Coşkun, Mahmut. Hukuki ve Cezai Yönleriyle Kıymetli Evrak Hukuku. Ankara : Seçkin Yayıncılık, 2019. s. 387.
  4. ÖZTAN, Fırat. Kıymetli Evrak Hukuku. Ankara : Turhan Kitapevi, 1997, s. 982.”Örneğin; Fransa’da “billet a ordre”, Fransızca konuşan İsviçre kantonlarında “billet de change”, Portekiz hukukunda “livrança”, Brezilya’da “nota promessora”, İtalya’da “pagehero”, “fededicredito”, “valiacambiaro”, “cambiale”, İspanya’da “pagere”, “vale”, Rusya da “postojweskel” Hollanda da “promesse (aanorder)”, İngiltere’de “promissorynote” sözcükleri kullanılmaktadır.”
  5. 2005/22094 E ve 2005/26196 K. , s.l. : YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ , 27.12.2005. E. TTK’nun 688. maddesi “bono veya emre muharrer senet” başlığı altında bononun zorunlu unsurlarını belirlemiştir. Bu maddenin ilk bendine göre, senet metni içinde “bono” veya “emre muharrer senet” kelimesi, senet Türkçe’den başka dilde yazılmışsa o dilde bono karşılığı olarak kullanılan kelime yer almalıdır.Takibe konu senet incelendiğinde “bono” veya “emre muharrer senet” kelimelerini içermediği görüldüğünden bu senedin bono olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. İİK’nun 170/a maddesi gereğine takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.”
  1. ÖZTAN, Fırat.Kıymetli Evrak Hukuku. Ankara : Turhan Kitapevi, 1997. s. 983.
  2. 2010/33301 E. ve 2011/14549 K., s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 07.07.2011.
    “TTK.nun 688 ve 689.maddelerinde açıklandığı üzere; bir senedin bono vasfını kazanabilmesi için “bono” veya “emre muharrer senet” kelimelerini, senet türkçeden başka bir dilde yazılmışsa o dilde “bono” karşılığı olan kelimeyi ihtiva etmesi şarttır.
    Somut olayda dayanak senet, “muharrer senet” ifadesi yer almakta ise de, “emre” kelimesini içermediğinden bono vasfında değildir. O halde mahkemece, İİK.nun 170/a maddesi uyarınca şikayetin kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi isabetsizdir. “
  3. 2012/26295 E. ve 2013/4039 , s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 14.02.2013 “Yerleşik Yargıtay İçtihatlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının, varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def’i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştır (HGK 2003/19-781 E, 2003/768 K. ). Bonoda ki ”ev içindir” ibaresi malen kaydı gibi bir bedel kaydıdır.”
  1. ÇOŞKUN, Mahmut.Hukuki ve Cezai Yönleriyle Kıymetli Evrak Hukuku. Ankara : Seçkin Kitapevi, 2019. s. 389.
  2. KANDEMİR, Zeynep.Kambiyo Senetlerinde İşlemlerin Ayakta Tutulması İlkesinin Görünüm Biçimleri ve Bu Senetlerde Bulunacak Zorunlu ve ihtiyari Unsurlar. 2005/12-456 E. ve 2005/415 K., İstanbul : “…Takip konusu edilen çekte rakamla yazılan kısımda miktarın 4.000.000.000 TL yazıyla yazılan kısımda ise 4.000.000 TL olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. TK‟nın 730/2. madde ve fıkrası göndermesiyle aynı Kanunun 588.maddesinde açıklandığı üzere, “Poliçe bedeli hem yazı hem rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa yazıyla gösterilen bedele itibar olunur” hükmünü içermektedir. Yasanın amir hükmü karşısında, mahkemece takibin 4.000.000 TL dışındaki kısmı üzerinden iptaline karar verilmesi gerekirken bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde şikâyetin reddi yolunda hüküm kurulması isabetsizdir…”
  1. UYAR, Talih. İcra Hukukunda Bononun Geçerlilik Koşulları . Türkiye Barolar Birliği . 2008, 74, s. 297.
  2. 12.2002/5551 E. ve 2002/6983 K., s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 04.04.2020 “T.T.K.nun 688/2. maddesi gereği bononun kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadini taşıması gerekir. Bononun somut olayda gözlendiği gibi cinsi belirtilmeksizin sadece dolar üzerinden düzenlenmesi anılan madde hükmüne aykırılık teşkil etmez ve kambiyo senedi niteliğini etkilemez, diğer bir anlatımla bono vasfı ortadan kalkmaz. Dairemiz süreklilik arzeden içtihatlarında da bu kural benimsenmiştir. Öte yandan Türkiye hudutları dahilinde yaygın olarak işlem yapılan para birimi Amerikan Doları olup, ayrıca tefriki yapılmayan hallerde, cinsi belirtilmeksizin dolar yazılmasından anlaşılması gerekende Amerikan Doları olacağından Mercice aksine düşüncelerle takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.”
  1. 2005/20342 E. ve 2005/24883 K., s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 13.12.2005. ”Alacaklı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Türkiye Cumhuriyeti genelinde kullanılan yabancı para birimleri genellikle Euro ve USD ise de takip dayanağı bononun mark olarak düzenlenmesi nedeniyle bu para biriminin tedavülden kalktığı gözetilerek yerine geçen Euro’ya bonoda yazılı bedelin çevrilmesi gerekirken icra mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda Euro üzerinden takip tarihinde bulunan bono bedelinin yeniden Amerikan dolarına çevirilerek dosya borcunun hesaplanması doğru gösterilmiştir.”
  2. KANDEMİR, Zeynep.Kambiyo Senetlerinde İşlemlerin Ayakta Tutulması İlkesinin Görünüm Biçimleri ve Bu Senetlerde Bulunacak Zorunlu ve ihtiyari Unsurlar. 2000/18436 E. ve 2000/19130 K., İstanbul : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 06.12.2000. “Takip dayanağı senette borçlu tarafından yazılan rakamın veya borcun neviinin silinmesi söz konusu değildir. Senet doldurulurken matbu olarak gösterilen T. Lirası kelimesi çizilmiş, Amerikan Doları olarak yazılmış olup, senet metninde yazı ile olan kısımda da bu husus teyit edilmiştir. Tarafların iradesiyle borçlanmanın Amerikan Doları üzerinden yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda HUMK.nun 298. maddesinin uygulama yeri bulunmamaktadır Kaldı ki senet metninde el yazısı ile yazılan bütün yazı ve rakamların aynı kalemle ve aynı elden çıktığı çok açık bir şekilde çıplak bir gözle dahi belirlidir. Ayrıca senedin tanzim tarihindeki Türk Parasının alım gücü göz önüne alındığında 8000.-TL için bono düzenlenmesi hayatın olağan akışına da aykırıdır.”
  1. Kandemir, Zeynep.Kambiyo Senetlerinde İşlemlerin Ayakta Tutulması İlkesinin Görünüm Biçimleri ve Bu Senetlerde Bulunacak Zorunlu ve ihtiyari Unsurlar. İstanbul : s.n., 2011. s. 44.
  2. 1999/11073 E. ve 1999/14219 K. , s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi , 15.11.1999. “TTK.nun 688/2. madde hükmü gereği bir senedin bono sayılabilmesi için kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme kaydını ihtiva etmesi gerekir. Merci kararında da yer verilen 28.7.1941 tarih ve 32/28 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı gibi altın para herhangi bir mal hükmünde olup, muayyen bir bedel olarak kabulü mümkün değildir. Merciin altın para dışında tesbit edilen altın miktarının geçerli sayılacağı düşüncesi de yasaya uygun değildir. Takip konusu senet bedeli “100 gr. Altın” olarak tesbit edilmekle açıklanan kuralın dışında tutulamaz. Altının 22, 18, 14, 24 gibi ayarlar taşınması ve yazılı bedelin hangi ayarda tahsili gerektiği dahi muhakemeye muhtaçtır. Senet bedelinin altın para veya belli gramda altın olarak düzenlenmesi halinde dahi 688/2 madde koşullarını taşımayacağı cihetle bono vasfı bulunmadığından…”
  3. 2002/9072 E. ve 2002/7563 K., s.l. : Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 28.11.2002 “TTK.nun 688. maddesinde bonoda bulunması gereken zorunlu unsurlar belirtilmiştir. Bunlardan biri de “lehdar” dır. Dava konusu bonolarda anılan yasa hükmüne uygun olarak lehdar gösterilmiştir. Bonoda gösterilen lehdarın gerçekte mevcut olmaması, bononun geçerliliğini etkilemeyeceği gibi senedi ciro yoluyla eline geçiren hamilin, bonoda lehdar olarak gösterilen kişinin gerçekte var olup olmadığını araştırma yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Hamilin yükümlülüğü ciro silsilesinde kopukluk olup olmadığını incelemekten ibarettir. Ciro silsilesinde şeklen kopukluk yoksa senedi ciro yoluyla eline geçiren kişi yetkili hamil durumundadır ve bu durum hak sahipliğine karine oluşturur.”
  4. 2009/6383 E. 2009/14333 K., s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 29.06.2009. ”İcra takibine dayanak yapılan bononun “lehtar” hanesinde, sadece “F.C.” ibaresi yazılıdır. Senet lehtarının “F.C. H.- F. L.” olduğu ve bu nedenle tüzel kişiliğinin bulunduğu, takibin adı geçen şirket tarafından yapılmış olmasından ve takip talepnamesi ekindeki vekaletname müstenidatından anlaşılmaktadır. Gerek dairemizin ve gerekse Hukuk Genel Kurulunun yerleşmiş içtihatlarına göre lehtar hanesinde kısaltılmış ünvanı yazılı olan tüzel kişinin, bu sıfatının saptanmış olması halinde, bononun tüzel kişi adına düzenlendiği kabul edilmektedir. Bu durum senedin bono vasfını etkilemeyeceği gibi, Türk Ticaret Kanununun 688. maddesine aykırılık da teşkil etmez. O halde, esasla ilgili diğer itiraz nedenleri incelenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.”
  5. UYAR, Talih.İcra Hukukunda Bononun Geçerlilik Koşulları. 2006/16454 E. ve 2006/19765 K., Türkiye Barolar Birliği Dergisi  : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 20.10.2006. “Ayrıca, senedin lehdar hanesinde yazılı olan (K…. Ö….) sözcüklerinin, hükmi şahsiyeti olan takip alacaklısı (K…..Ö…. San. Tic. Ltd. Şti.)’ni ifade ettiği, senet arkasındaki ciro kaşesinden anlaşılmaktadır. Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre, hükmi şahsiyeti bulunan şirketin ünvanının senedin lehdar hanesine kısaltılmış olarak yazılmasının gerçek ünvanının ciro kaşesinden anlaşılması halinde lehdara yapılmış bir borç ikrarının varlığının kabulü gerekir.(HGK.nun 14.3.2001 tarih ve 2001/11-199 E. – 2001/244 K.)”
  6. COŞKUN, Mahmut.Hukuki ve Cezai Yönleriyle Kıymetli Evrak Hukuku. 2011/13451 E. 2012/624, s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 17.01.2012.“Somut olayda takip dayanağı senet, lehtar hanesine, hamiline sözcüğü yazılmak suretiyle düzenlenmiş olup, TTK.’nun 688/5. maddesinde öngörülen unsuru taşımaması nedeniyle kambiyo senedi vasfında değildir. Bu durumda takip dayanağı adi senetteki hak, ancak alacağın temliki yolu ile devredilebileceğinden, kambiyo senedi vasfı taşımayan bu senedi, takip alacaklısının ciro yolu ile iktisap etmesi ve dolayısıyla yetkili hamil olması mümkün değildir. Mahkemece, takip alacaklısının takip hakkı bulunmadığı hususu re’sen nazara alınarak takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.”
  7. 2007/3416 E. ve 20075789 K. , s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi , 27.03.2007.“TTK.nun 688/7. maddesi gereğince takip konusu belgenin kambiyo senedi vasfını taşıması için “senedin tanzim edenin imzasını” ihtiva etmesi yeterlidir. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş olup, tanzim eden borçlunun ad ve soyadının bono metninde yer alacağını hüküm altına almamıştır.Somut olayda, takip konusu bonodaki imza borçlu tarafından inkar edildiğinden mahkemece usulüne uygun olarak imza incelemesi yapılmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken aksine düşüncelerle tanzim eden isminin yanlış yazıldığından ve alacaklının buna ilişkin belge sunmadığından bahisle takibin iptaline karar vermesi isabetsizdir.”
  8. 2015/29877 E. 2016/6686. s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi , 08.03.2016.“Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda takip konusu senedin keşideci şirket yetkilisi olarak şirket adına imzalanması sebebiyle şahsi sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece, keşidecinin sorumluluğu için tek imza yeterli olup bundan başka atılan her imzanın aval sayıldığı ve ikinci imzanın kaşe üzerinde olmasının da avalin sorumluluğunu etkilemediği gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.TTK’nun 776/1-g maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için “senedi tanzim edenin imzasını” ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak öngörülmemiştir. TTK’nun 778. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 678. maddesi gereğince şirket yetkilisinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imza bizatihi kendisini sorumlu kılar. Yine TTK’nun 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun’un 701 ve 702. maddeleri gereğince, keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır.Senedin keşideci bölümünde şirket temsilcisinin elinden çıkmış iki imzanın bulunması halinde, imzalardan şirket kaşesi üzerine atılanın şirketi, açığa atılan diğer imzanın ise imza sahibinin şahsı adına atılmış olduğunun kabulü zorunludur. Zira, senetteki borçtan sorumlu olmak için keşidecinin tek imzası yeterli olup, birden fazla imza atılmasına gerek bulunmamaktadır.Bu açıklamalar ışığında sorumluluk doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunluluğu olmadığından şirket kaşesi dışına atılan imza aval olarak değerlendirilir (HGK.nun 05/10/2011 tarih ve 2011/12-480 Sayılı kararı). Ancak her iki imzanın şirket kaşesi üzerine atılması halinde bu imzaların tamamının keşideci şirketi temsilen atıldığının kabulü gerekir.Somut olayda kambiyo takibine konu edilen bono üzerine keşideci şirketin kaşesinin iki defa basılmış olduğu ve kaşelerden birinin üzerine bir, diğerinin üzerine iki adet imza atıldığı görülmüştür. Keşideci şirket kaşesi üzerine atılmış imzalar dışında açığa atılmış herhangi bir imza bulunmadığından şirket yetkilisi olan borçlu şahsen sorumlu tutulamaz.O halde mahkemece, itirazın kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.”
  1. COŞKUN, Mahmut. Kıymetli Evrak Hukuku. 2003/11784 E. 2003/14825 K., Ankara : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 20.6.2003.TTK.nun 688/5-6 maddeleri gereği bonoların kime ve kimin emrine ödenecekse onun adını-soyadını, bononun tanzim edildiği tarihi içermesi zorunlu ise de, tanzim tarihi yönünden önemli olanın, belli bir tarihin, gün, ay ve yıl olarak gösterilmesi yeterli olup, bu tarihin gerçeğe uygun bulunması zorunlu değildir.(Prof Dr. Fırat Özten, kıymetli evrak Hukuku 2. baskı syf. 467, 12 HD. 5.10.1995 tarih 13241 E. 12975 K sayılı kararı, Prof Dr. Hayri Domaniç’in kıymetli evrak hukuku ve uygulaması cilt 4 syf.173) Bu nedenle bononun tanzim tarihinde keşidecinin ölü olması duruma etkili değildir. TTK.nun 690. maddesi göndermesi ile uygulanması aynı kanunun 592. maddesine göre, açık bono düzenlenmesi mümkün bulunduğundan bononun tanzim tarihinin ileriki tarih yazılmak suretiyle düzenlendiği anlaşılmaktadır.Bononun tanzim tarihinin murisin iradesi dışında yazıldığı yasal yazılı delille kanıtlanmamıştır. Borcun ödendiği kanıtlanmadığına ve imzada inkar edilmediğine göre, mirasçıların itirazlarının reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.”
  2. 2018/12178 E. 2018/13847 K. , s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi , 19.12.2018. “Somut olayda, 25.12.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre; dayanak bononun 30/12/2011 olan vade tarihinin, yıl hanesinde yazılı en sondaki (1) rakamının değiştirilerek 30/12/2014 haline dönüştürüldüğü, yapılan değişikliğin yanında düzenleyenin imza veya parafının bulunmadığı, dolayısıyla bu durumda senedin vade tarihinde tahrifat yapıldığı anlaşılmaktadır.Buna göre, bononun tahrifattan önceki 30/12/2011 şeklinde yazılan vade tarihinin, senedin düzenleme tarihi olan 20/03/2014 tarihinden önce olduğu anlaşıldığından ve dolayısıyla senedin kambiyo vasfı bulunmadığından mahkemece, İİK’nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.”
  3. 2009/19965 E. ve 2010/1007 K., s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi , 18/06/2009. “Somut olayda, takip dayanağı senedin vade ve tanzim tarihinin 30/10/2007 olduğu görülmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere vadenin, tanzim tarihinden önce olması halinde kambiyo vasfı etkilenecektir. Ancak, her iki tarihin aynı olması bono niteliğini etkilemez. Bu durumda, mahkemece, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetsizdir.”
  1. 2000/12-1011 E. 2000/1076, www.kazanci.com : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu , 21.6.2000.“Taraflar arasındaki “Takibin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aksaray İcra Tetkik Merciince takibin iptaline dair verilen 11.11.1999 gün ve 195-191 sayılı Kararın incelenmesi davalı alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28.12.1999 gün ve 16745-17482 sayılı ilamı ile; “… takip dayanağı bonolarda tanzim tarihinin 30.2.1997 olarak yazılı olması nedeniyle gerçeği yansıtmadığı ve bunun TTK.nun 688/6. maddesine aykırı bulunduğundan bahisle takibin iptal edildiği görülmektedir. Tanzim tarihinin 30.2.1997 olarak yazılmış olması halinde bu durumun belgenin bono olma özelliğini ortadan kaldıracağını kabul etmek aşırı bir şekilcilik olup, hakkın zayiine neden olur. Her ne kadar Şubat ayının 30. günü söz konusu olamaz ise de, tanzim tarihinin bu şekilde gösterildiği hallerde bunun yanılgıdan kaynaklandığının ve bu eksikliğin bononun niteliğini etkilemediğinin ve tanzim tarihinin Şubat ayının son günü olarak yazıldığının kabulü gerekir. O halde borçlunun esasla ilgili itirazlarının incelenip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.”
  1. Kandemir, Zeynep.Kambiyo Senetlerinde İşlemlerin Ayakta Tutulması İlkesinin Görünüm Biçimleri ve Bu Senetlerde Bulunacak Zorunlu ve ihtiyari Unsurlar. İstanbul : s.n., 2011. s. 67.“Ramazan Bayramı”, “Kurban Bayramı” olarak gösterilen keşide (düzenleme)tarihi ise belirli bir tarihe işaret etmediğinden geçerli kabul edilemez. Buna karşılık, “Ramazan Bayramı‟nın birinci günü, 2011” şeklinde ifade edilen tarih kanaatimizce de geçerli bir keşide (düzenleme) tarihidir.”
  1. İcra Hukukunda Bono’nun (Emre Muharrer Senet’in) Geçerlilik Koşulları. UYAR, Talih. 74, Ankara : Türkiye Barolar Birliği, 2008, Türkiye Barolar Birliği , s. 309.
  2. 2018/1807 E. ve 2018/2932 K., Ankara : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 22/03/2018. “6102 sayılı TTK’nun 776/1-f maddesi gereğince, senette düzenlenme yerinin yazılı olması gereklidir. Aynı Kanunun 777/4. maddesine göre ise, düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Hukuk Genel Kurulu’nun 02.10.1996 gün ve 1996/12-590 sayılı kararında da benimsendiği üzere tanzim yeri olarak idari birim adının (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması gerekli ve yeterli olup, ayrıca adres gösterilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Takibin senette geçerli keşide yeri olarak kabul edilen …’da başlatıldığından yetki itirazının reddine karar verilmesi yerindedir. O halde, mahkemece itirazın reddine dair verilen 17.03.2016 tarih ve 2016/50 E. – 2016/210 K. sayılı kararın onanması gerekirken Dairemizce maddi hataya dayalı olarak bozulduğu anlaşılmakla, mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.”
  1. Coşkun, Mahmut. 2010/13175 E. ve 2010/25421 K., Kıymetli Evrak Hukuku : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 01/11/2010.“TTK’nun 688. maddesinde bonoda bulunması zorunlu unsurlar arasında senedin tanzim edildiği gün ve yerinin gösterilmesi de sayılmıştır. Aynı Yasanın 689/son maddesinde ise tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bononun, tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı  belirtilmiştir. Takibe konu senette “İnceler Kasabası” olarak belirtilen yerin, keşidecinin değil, avalist E.K.’ın ad ve soyadının altında yazılı olup, bu durumda yukarıda anılan yasa hükmü gereği geçerli bir düzenleme yeri olarak kabulü mümkün bulunmamaktadır. O halde mahkemece bu yöne ilişkin şikayetinİİK’nun 170/a-2. maddesi gereğince kabulü ile muteriz borçlu hakkındaki takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
    SONUÇ  : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 01/11/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
  2. 2016/14087 E. ve 2017/6541 K., Ankara : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi , 26.04.2017. “Somut olayda, takibe dayanak bonoda tanzim yerinin belirtilmediği, tanzim edenin isminin yanında ise “Ant.” ibaresinin yazılı olduğu görülmektedir. Sözü edilen kısaltma, herhangi bir tereddüte meydan vermeyecek şekilde bir idari birimi göstermediğinden tanzim yeri olarak kabulü mümkün değildir. Bu durumda, takip dayanağı bonoda tanzim yeri unsuru bulunmadığından anılan belge kambiyo senedi vasfı taşımamaktadır.”
  3. 2013/17822 E. ve 2013/21128 K., s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 06.06.2013. “Somut olayda, takip konusu senette keşide yeri  ayrıca yazılı değil ise de,    tanzim eden şirket adı ve  kaşesi  yanında  geçen İST.  sözcüğünün İstanbul ilini ifade ettiği açık olup bunun geçerli bir   düzenleme yeri olarak kabulü gerekir. Bu durumda, takibe dayanak belge kambiyo senedi vasfını haiz bono niteliğindedir.O halde  mahkemece, borçlunun sair itiraz ve şikayet nedenlerinin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine  olayda uygulama yeri bulunmayan İİK’nun 170/a maddesi dayanak yapılarak  eksik inceleme ile  yazılı şekilde takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.”
  1. Coşkun, Mahmut.Kıymetli Evrak Hukuku. 2007/22862 E. ve 2008/812 K., s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 22/01/2008. “İİK.nun 170/a-son maddesinde (her ne suretle olursa olsun ….borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise) takip dayanağı belgenin kambiyo senedi vasfını taşımadığı veya alacaklının yetkili hamil olmadığı yönündeki iddialar nedeni ile takibin iptal edilemeyeceği hükmüne yer verilmiştir.Somut olayda borçlu vekili şikayet dilekçesinde (….müvekkilim ile davalı B. Ç. kardeş olup elden birbirlerine para alışverişi olmuştur. En son müvekkilim, davalıdan almış olduğu parayı, şahit olan D. Ç. ve S. Ö.ün huzurunda ödemiştir. Müvekkilim senedi istedinde ise davalı senedin evde olduğunu yırtıp atacağını söylemiştir…) şeklinde beyanı takip konusu senetteki borcu kabul edip ödeme iddiasında bulunduğu anlamındadır. Anılan maddede her ne suretle olursa olsun borcun kabulünden söz edildiğine göre takibe konu bonoda tanzim yerinin olmadığından bahisle takibin iptaline karar verilemez. O halde, şikayetin reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.”
  2. KANDEMİR, Zeynep.Kambiyo Senetlerinde İşlemlerin Ayakta Tutulması İlkesinin Görünüm Biçimleri ve Bu Senetlerde Bulunacak Zorunlu ve ihtiyari Unsurlar. 1994/7192 ve 1994/7282 K., s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 02.6.1994.“Takip dayanağı bonoda ödeme tarihi bölümünde ( 22/2 ) ibaresi yazılmış ve metin içinde bono bedelinin 1 Haziran 1993 tarihinde ödeneceği vade olarak ifade edilmiştir. TTK.nun 690. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanan 615 /son maddesine göre, birbirini takip eden vadeleri gösteren poliçelerin batıl olduğu açıklanmıştır. Merci hakimliğinin sonuç itibariyle anılan gerekçe ile takibi iptal ettiği görülmüşse de takip dayanağı bonoda yazılı olan ( 22/2 ) ibaresinin tarih olarak kabulü mümkün bulunmamıştır. Sadece ay ve gün yazılması, yılı belirlenmedikçe belli bir tarihi ifade etmez. Bu nedenle merciin bonoda iki ayrı vade bulunduğundan bahisle takibin iptalinde isabet görülmemiştir.”
  3. 2018/12178 E. ve 2018/13847 K, s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 19/12/2018 “6102 Sayılı TTK’nun 776/f maddesi uyarınca; bonolarda, düzenlenme tarihinin ve yerinin yazılması zorunludur. Yine aynı Kanun’un 778. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 703/c maddesi uyarınca; bononun vade tarihinin, düzenlenme gününden belirli bir süre sonraya ait bulunması gerekmektedir.
    Somut olayda, 25.12.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre; dayanak bononun 30/12/2011 olan vade tarihinin, yıl hanesinde yazılı en sondaki (1) rakamının değiştirilerek 30/12/2014 haline dönüştürüldüğü, yapılan değişikliğin yanında düzenleyenin imza veya parafının bulunmadığı, dolayısıyla bu durumda senedin vade tarihinde tahrifat yapıldığı anlaşılmaktadır.
    Buna göre, bononun tahrifattan önceki 30/12/2011 şeklinde yazılan vade tarihinin, senedin düzenleme tarihi olan 20/03/2014 tarihinden önce olduğu anlaşıldığından ve dolayısıyla senedin kambiyo vasfı bulunmadığından mahkemece, İİK’nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.”
  4. Coşkun, Mahmut.Kıymetli Evrak Hukuku. 2010/8588 E. ve 2010/21582 K., s.l. : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 28.09.2010.Somut olayda, takip dayanağı bonoda vade tarihi rakamla “30.09.2008”, yazı ile ise “30 Eylül 2009” şeklinde gösterilmiş ve bononun birbirini takip eden iki ayrı vadeyi içerdiği saptanmıştır. Bu durumda, TTK’nun 615/son maddesi gereğince dayanak belge kambiyo senedi vasfını taşımadığından mahkemece re’sen takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
  1. BİLGİLİ, Fatih.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bonoda “Ciro Edilemez” Kaydına İlişkin 2007/202 No’lu Kararı Üzerine Bir Değerlendirme. 2007/12-206 E. ve 2007/202, TBB DERGİSİ Yıl 2008 Sayı 78 : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.4.2007.“Senet üzerinde “Ciro edilemez kaydını” nasıl ciranta koyabilirse, aynı şekilde keşideci de koyabilir.Bono, poliçe ve çek kanun gereği emre düzenlenen senetlerdir. Bu senetler üzerine ciranta tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı bir kambiyo senedi haline getirmez. Bunun aksine keşideci tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı hale getirir.Bu şekilde, keşideci tarafından konan kayıtla nama yazılı hale gelen senedin ciro edilme imkanı kalmaz. Ancak alacağın temliki yolu ile devredilebilir. Bu yasağa rağmen yapılan ciro da alacağın temliki hükümlerine tabi olur. ( TTK. m.591 ) Bu durumda senedi temellük edene karşı keşideci her türlü defilerini ileri sürebilir ( Prof.Dr.Fırat Öztan Kıymetli Evrak Hukuku 12.Bası, Eylül 2006 s. 118 vd. ).Somut olayda takip konusu bono üzerine keşideci tarafından “ciro edilemez” şerhi konulmuş, lehtar tarafından senet ciro edilmemiş ve bizzat icra takibine konu edilmiştir. Hal böyle olunca, bono üzerine konulan “ciro edilemez” şerhinin senedin kambiyo senedi olma niteliğini engellemeyeceğinden Daire Bozması doğrudur.Bu nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken,
  2. 2003/1367 E. ve 2003/4460 K. , s.l. : Yargıtay 15. Hukuk Dairesi , 01.10.2003.
Paylaş:

© 2020 Av. Lider TANRIKULU Hukuk Bürosu

logo-footer