Anonim Şirketlere Hakim Olan Temel İlkeler – Av. Lider Tanrıkulu | Antalya Avukat

GİRİŞ

Küçük sermayeleri mali, ticari ve sanayi kuruluşlar altında toplayan ve ekonomik hayatta her zaman önemli rolü olan Anonim Şirketler günümüzde en önemli iktisadi müesseselerdir.Birçok sosyal ve ekonomik fonksiyonu bulunan anonim şirketlerle ilgili temel düzenlemeler, esas itibariyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer almaktadır. Günümüzde, küçük ve atıl sermayenin ekonomiye kazandırılması ve serbest rekabete dayanan modern iktisadi düzenin oluşturulmasında Anonim Şirketler büyük önem kazanmıştır. Anonim Şirketlerin varoluşlarından günümüze kadar geçen sürede bu şirketlerin kuruluşu, faaliyetleri, sermaye yapılarının muhafazası, ortakların ve alacaklıların hak ve menfaatlerinin korunması gibi hususlarında öğretide bazı ilkeler benimsenmiş zamanla hukuki gereksinimler çerçevesinde söz konusu bu ilkelerin çoğu kanunlaşmıştır.

ÇOĞUNLUK İLKESİ

Anonim şirket bir sermaye şirketidir ve kişi sayısı değil sermaye ön plandadır. Sermayenin çoğunluğuna sahip olan kişi veya kişiler şirketin hemen hemen her alanında söz sahibi olup genel kurulda da karar yeter sayısını sağlayanlar, şirket yöneticilerini seçme hakkına sahiptirler. Oy hakkı pay sayısına göre belirlenir ve bu kişiler kar payına hisseleri oranında katılır. Sermayenin çoğunluğuna sahip olan bu kişilerin esas sözleşmeyi de değiştirme güçleri fazladır. Anonim şirketlerde çoğunluk ilkesinin en önemli uygulama alanı genel kuruldur. Özellikle genel kurulda pay sahibinin ortaklık işlerine ait haklarını kullanırken önem taşıyan bu ilke genel olarak oyların sermaye payı oranına göre kullanılmasıyla kararların alınacağı esasına dayanır. Genel kurullarda oyların payların toplam itibari değerleriyle orantılı olarak kullanılması (TTKm.434) çoğunluk ilkesinin görünümüdür.
Ayrıca anonim şirketlerin bir diğer kanuni ve zorunlu organı olan yönetim kurulunca da alınan kararlar için çoğunluk ilkesi geçerlidir. Fakat farklı olarak, yönetim kurulunda oylar, sermaye payı oranına göre değil, üye sayısına göre kullanılır ve kararlar toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alınır.
Çoğunluk ilkesi, anonim şirketlerde kararların kolayca alınmasını, şirketin işleyebilmesini, dolayısıyla şirkete hareket serbestisi sağlar. Ancak belirtmek gerekir ki çoğunluk ilkesi emredici nitelikte bir ilke değildir mutlak uygulanması ve uyulması gerekmemektedir.
Görüldüğü gibi anonim şirketlerde çoğunluk egemenliği kuraldır fakat bu çoğunluğun da mutlak egemenliğinin önlenmesi ve azınlığın çoğunluk karşısında korunması için birtakım mekanizmalar geliştirilmiştir. Bunlardan en önemlisi azınlık haklarıdır. Azınlık pay sahiplerine ve bireysel pay sahiplerine TTK’da bazı haklar tanınmıştır. Kâr payı alma hakkı, hazırlık dönem faiz alma hakkı, tasfiye payı alma hakkı, bedelsiz pay edinme hakkı, rüçhan hakkı, genel kurula katılma ve oy kullanma hakkı, bilgi alma ve inceleme hakkı, iptal ve butlan davası açma hakkı bireysel pay sahiplerine tanınan haklara örnek olarak verilebilir. Azlığa (halka kapalı anonim şirketlerde sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine) tanınan haklar kapsamında azlık; genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların ertelenmesini(TTK m.420) talep edebilir; gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek genel kurulun toplantıya çağrılmasını(TTK m. 411-4112) veya genel kurul zaten toplanacak ise karara bağlanmasını istedikleri konuların gündeme konmasını yönetim kurulundan talep edebilir; genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi halinde üç ay içinde özel denetçi ataması için mahkemeye müracaat edebilir(TTKm.438vd.); haklı sebeplerin varlığında anonim şirketin feshine karar verilmesini mahkemeden isteyebilir ve ayrıca pay senetlerinin bastırılmasını yönetim kurulundan talep edebilir.

SERMAYENİN(MALVARLIĞININ) KORUNMASI İLKESİ

Sermayenin korunması ilkesinin öncelikli amacı şirket alacaklılarının menfaatinin korunması düşüncesine dayalı olmakla birlikte kişilerin piyasaya güvenini sağlayarak sermayenin güvenirliğini oluşturmaktır. Yukarıda bahsi geçtiği üzere anonim şirketler ülke ekonomisi için büyük bir öneme sahiptir. Anonim şirketler küçük ve atıl durumda olan, ülke ekonomisine fayda sağlayamayacak küçük tasarrufları bir araya getirerek yeni doğan büyük sermayeleri yatırıma teşvik eden kuruluşlardır. Anonim şirketlerin ülke ekonomisindeki böylesine önemli ve olumlu faydalarından yararlanabilmek ve anonim şirketlerden daha çok fayda sağlayabilmek için de öncelikle kişilerin anonim şirketlere güven duyması bu güven sonucu ortak olmaya teşvikleri gerekmektedir. İşte yasa koyucu söz konusu güvenin sağlanabilmesi adına bazı önlemler almıştır. Bu önlemleri şöyle sıralayabiliriz;

• Anonim şirketin asgari belirli bir sermaye miktarı ile kurulabilmesi
( TTKm.332/I ),
• Sermayenin tamamının esas sözleşmede taahhüt edilmiş olması zorunluluğu ( TTKm.335),
• Şirketin tek pay sahibi olacak şekilde kendi paylarını iktisap etmesi yasağı (TTKm.338/III ),
• Ayni sermaye olarak konulabilecek malvarlığı unsurlarının belli nitelikleri haiz olması ( TTKm.342/I ),
• Ayni sermayeye değer biçilmesi ile ilgili tedbirler ( TTKm.343 ),
• Nakdi sermaye taahhütlerine ilişkin öngörülen süre, ödeme yeri ve ispat kurallarına uyulması ( TTKm.344/1, 345/1),
• İtibari değerin altında pay çıkarılamaması ( TTKm.347 ),
• Kuruculara para ve bedelsiz pay senedi vermek gibi şirket sermayesinin azalması sonucunu doğurabilecek bir menfaat tanınamaması ( TTKm.348),
• Anonim şirketin ticaret siciline tescilinden önce payın devrinin şirkete karşı hükümsüzlüğü ( TTKm.352 ),
• Pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağı ( TTKm.358 ),
• Sermayenin belirli oranlarda kaybedilmesi halinde yapılması gerekenler ( TTKm.376),
• Şirketin kendi paylarını esas veya çıkarılmış sermayesinin onda birini aşan veya bir işlem sonunda asacak olan miktarda, ivazlı olarak iktisap ve rehin olarak kabul edememesi (TTKm.379),
• Sermaye artırımında kanunda öngörülen kurallara uyulması (TTKm.456 vd.),
• Sermaye azaltımında kanunda öngörülen kurallara uyulması (TTKm.473-474),
• Sermayenin geri istenememesi (TTKm.480/3),
• Sermaye için faiz ödenememesi (TTKm. 509/1),
•Bedelleri tamamen ödenmemiş olan paylar için hamiline yazılı pay senedi çıkarılamaması (TTKm.484, 485/2),
•Kanunda öngörülen belli hallerde pay devrinin sınırlandırılabilmesi (TTKm. 491),
•Kâr payının ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilmesi (TTKm. 509/2).

Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen yönetim kurulu kararları (TTKm.391) ve genel kurul (TTKm.447) kararları batıldır. Bu batıl genel kurul ve yönetim kurulu kararları baştan itibaren hükümsüzdür ve daha sonradan düzeltilemez. Butlan mahkemece resen dikkate alınır, def’i olarak da ileri sürülebilir. Ayrıca belli bir süreyle bağlı olmadan tespit davasına konu edilinebilir. Tespit davasını pay sahipleri, yönetim kurulu üyeleri ile menfaati ve hukuki yararı bulunan herkes TTK’nın 391 ve 447. maddesine göre açabilir.

SINIRLI SORUMLULUK İLKESİ

Kanun koyucu anonim şirketlerde şirket ortaklarının sorumluluğunu düzenlerken pay sahiplerinin sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye paylarıyla şirkete karşı sorumlu olduğunu hükme bağlamıştır. “Tek borç ilkesi” olarak anılan bu ilke TTK madde 480/1’de hükme bağlanmıştır. Böylelikle pay sahibinin sorumluluğu sadece taahhüt etmiş olduğu sermaye tutarı kadar ve sadece şirkete karşıdır.
Ayrıca pay sahibinin, anonim şirketlerin borçlarından dolayı marvarlığıyla sınırsız sorumluluğu nedeniyle şirketin alacaklılarına karşı kişisel herhangi bir sorumluluğu da yoktur. Pay sahibi şirketin üçüncü kişilere olan borçlarından dolayı ve şirket alacaklarına karşı da sorumlu olamayıp pay sahibin sorumluluğu sadece şirkete karşıdır. Şirkete karşı taahhüt ettiği sermaye tutarı ile sorumlu olan pay sahibi bu sorumluluktan da taahhüt etmiş olduğu sermaye tutarını ödeyerek kurtulabilir.
Yine pay sahiplerinin şirketin amme borçlarından dolayı da herhangi bir sorumluluğu yoktur. Sermaye koyma borcunu yerine getirip getirmediğine bakılmaksızın pay sahiplerinin şirketin vergi ve sigorta primi gibi amme borçlarına karşı bir sorumluluğu olmamakla birlikte yönetim kurulunun amme alacaklarından sorumluluğuna kıyasla farklıdır. Yönetim kurulu şirketin kanuni temsilsi durumundadır ve şirketin amme borçlarından dolayı yönetim kurulunun sorumluluğu, amme borçlarının şirket malvarlığından tahsil edilemediği takdirde şahsi malvarlığıyla sınırsız ve müteselsil sorumluluktur.

DEVLETİN İLGİLENMESİ İLKESİ

Defaatle değindiğimiz üzere küçük sermayeleri mali, ticari ve sanayi kuruluşlarını altında toplayan bu nedenle ekonomik ve sosyal hayatta önemli bir rol alan olan anonim şirketler devlet için de önemli iktisadi müesseselerdir. Ülkenin sosyal ve ekonomik hayatına etki ve katkıları nedeniyle devlet daima bu şirketleri izlemekte ve denetlemektedir. Devletin denetimi olan söz konusu dış denetimde TTK’daki düzenlemelere bakacak olursak;

• Halka açık ve mali piyasalarda faaliyet gösteren anonim şirketlerin kuruluşu (TTK m.333) ve esas sözleşme değişiklikleri (TTK m.453) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı (GTB)’nin iznine tabidir.

• Anonim şirketlerin genel kurul kararlarının geçerlilik şartlarından biri de, toplantıda Bakanlık temsilcisinin bulunmasıdır. (TTK m.407/3,422/1)

• Devamlı sayılabilecek şekilde, kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde veya faaliyetlerde bulunduğu tespit edilen sermaye şirketleri hakkında, özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu tür işlem veya faaliyetlerin öğrenilmesinden itibaren (GTB) bir yıl içinde fesih davası açabilir. (TTK m.210/4)

• Şirketin kanunen gerekli olan organlarından herhangi biri uzun süredir mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa pay sahipleri, şirket alacaklıları ve GTB’nin talebi üzerine mahkeme, şirkete durumunun yasaya uygun hala getirilebilmesi için uygun bir süre belirler ve bu süre içinde durum düzeltilmezse şirketin feshine karar verebilir. (TTK m.530)

• Menkul kıymetler ve sair sermaye piyasası araçlarının ihracı, halka arzı ve satışı, bunları ihraç eden ve halka arz eden anonim şirketler, SerPk hükümlerine tabi olduğundan, bu şirketlerin dış denetimi de SPK tarafından yapılmaktadır. (2499 sayılı SerPK m.2/1)

KAMUYU AYDINLATMA İLKESİ

Kamuyu aydınlatma ilkesi, büyük sermayenin toplandığı ve yönetildiği anonim şirketlerde, özellikle halka açık ve borsaya kote anonim şirketlerde şirketin mali durumunun bilinmesi sadece pay sahibinin ve alacaklıların değil sermaye piyasasında yatırım yapacak olan tasarruf sahiplerinin de doğrudan ve dolaylı menfaatleri için her geçen gün büyük bir öneme kavuşmuştur. Bu nedenle halka açık anonim şirketlerde belirli kural ve sınırlar içinde malvarlığıyla ilgili bilgileri kamuya açıklama yükümlülük, ilgililer açısından ise bu bilgileri almak bir hak haline gelmiştir.
Şirketin ticari sırları hariç yıllık raporlar, finansal tablolar, izahname ve sirküler gibi bilgi ve belgelerin gerçekleri yansıtması ve gerekli ayrıntıları yeterli bir şekilde hazırlanmış olmalıdır. TTK’da kamuyu aydınlatma ilkesi ile ilgili düzenlenen ilkelere değinecek olursak;

• Ticaret sicili, Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret sicili müdürlükleri ve şubeleri tarafından tutulmaktadır. Ticaret sicili kayıtları kamuya açıktır. Kamu yararı ilkesini barındıran bu düzenleme bertaraf edilemez niteliktedir. Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki her ilana www.ticaretsicil.gov.tr internet adresinden her zaman ulaşabilirsiniz.

• TTK’da kamuyu aydınlatma ilkesinin en önemli hükümlerinden biri md. 1524’te yer alır. Bu maddeye göre; 397’nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca denetime tabi olan sermaye şirketleri, kuruluşlarının ticaret siciline tescili tarihinden itibaren üç ay içinde bir internet sitesi açmak ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemek zorundadır. Bu hükmün yaptırımı da aynı maddede düzenlenmiştir; ilgili kararların iptal edilmesinin sebebini oluşturur, kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının doğmasına yol açar ve kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna neden olur.

HAKLARDAN SERMAYEYE KATILMA ORANINA GÖRE YARARLANMASI İLKESİ

Oransallık ilkesi olarak da bilinen haklardan sermayeye katılma oranına göre yararlanma ilkesine göre pay sahipleri ortaksal haklardan niteliği gereği tüm pay sahiplerinin eşit olarak yararlandıkları haklar hariç, paylarıyla orantılı olarak yararlanır. Bu ilkenin gerekçesi; bir kimse anonim şirkette esas sermayeye taahhüt ettiği sermaye tutarıyla ne kadar çok katılırsa mali açıdan da üstlenmiş olduğu riziko o kadar yüksek olacağı için oy gücüne de o kadar sahip olması gerektiğiyle açıklanabilir.
Oransallık ilkesi mali haklar olarak; kar payı alma hakkı, tasfiye payına katılma hakkı, hazırlık devresi faizi ve yeni pay alma hakkı, idari haklar olarak; oy hakkı gibi haklardan yararlanmada ölçü olarak uygulanır.
Bu ilkenin her durumda mutlak uygulanması bulunmamaktadır.Genel kurula katılma, konuşma ve öneride bulunma, iptal davası açma, ortaklık tesislerinden yararlanma gibi haklardan pay sahibi herkes eşit olarak yararlanır. Bu haklar oransallık ilkesinin uygulanmadığı hallerdendir. Ayrıca esas sözleşmeye pay sahiplerinin sermayeye katılma oranlarının üzerinde haklar tanıyan hükümler konulabilir.

DIŞARIDAN DENETLEME İLKESİ

Anonim şirketlerde işletme alanlarının çok teknik ve kapsamlı olması, sermaye tutarlarının çok yüksek olmasına rağmen genel kurul tarafından seçilen denetçiler yetersiz kalmaktadır. Bu durum en fazla halka açık anonim şirketlerde etki yaratmakta ve halka açık anonim şirketlerde hesapların denetimi dışarıdan çağrılacak uzman denetçilere, yeminli mali müşavirlere ve özel denetleme kuruluşlarına ihtiyacını doğurmaktadır.
Bu bağımsız denetim, anonim şirketlerin, finansal tablo ve diğer finansal bilgilerinin, finansal raporlama standartlarına uygunluğu ve doğruluğu hususunda, makul güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla, denetim standartlarında öngörülen gerekli bağımsız denetim tekniklerinin uygulanarak defter, kayıt ve belgeler üzerinden denetlenmesi ve değerlendirilerek rapora bağlanmasıdır.

YABANCI BİR MALVARLIĞINI İŞLETME İLKESİ

Modern görüş artık anonim şirketlerin şirkete katılma payı vermiş ortaklar tarafından değil de teknik bilgi sahibi bir kadro veya kişi(management) tarafından yönetilmesi yönündedir. Bu durumda halka açık anonim şirketlerde şirketin yönetimi gittikçe yabancı malvarlığı işleten yöneticilerin eline geçmekte yönetim kurulu ise bu yöneticileri denetleyen bir tür gözetim organı haline gelmektedir. Bu şekilde yönetim kurulunun çoğunluğunun bağımsız üyelerden olması, bir şirkette kurumsal yönetimin doğru, tarafsız ve bağımsız olarak uygulanmasının en önemli unsurlarından biri olduğu vurgusudur. Bu ilkeyle “yönetim kurulu başkanı” ile CEO(Chief executive Officer) olarak anılan “genel müdürün” farklı kişiler olması tavsiye edilir.
Günümüzde dünyada ve ülkemizdeki birçok holdingler, “icra organı başkanı” olarak adlandırılan tamamen şirkete yabancı olan ve kısaca CEO olarak anılan profesyonellerin bulunduğu bu yönetim tarzını benimsemişlerdir.

EŞİT İŞLEM İLKESİ

Anonim şirketler her ne kadar pay sahiplerinden bağımsız bir şekilde tüzel kişiliğiyle var olsalar da temelde pay sahiplerinin kararlarıyla devam ederler. Pay sahiplerinin aldıkları kararlarla varlıklarını devam ettiren anonim şirketler bir süre sonra pay sahiplerinin çıkarlarına hizmet etmeye başlaması anonim şirketlerin büyük önem taşıyan menfaat dengesinin bozulmasına sebep olacaktır. Bahsi geçen tehlikenin önüne geçmek ve aynı zamanda pay sahiplerinin konumunu korumak amacıyla TTK’da eşit işlem ilkesi ile ilgili hükümler düzenlenmiştir. İlk olarak TTK m. 357’de pay sahiplerinin eşit şartlarda eşit işleme tabi olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu hükümle pay sahiplerinin ve şirket orgalarının keyfi ve şahsi karar ve uygulamalarının önüne geçilmesi ve esas sözleşmedeki maddelerin adil ve menfaatler dengesine uygun olması amaçlanmıştır. Bu ilke genel olarak veya belirli pay sahipleri veya belirli paylar bakımından esas sözleşmeyle kaldırılamaz. Fakat pay sahipleri bu ilkeden kendi oylarıyla ve somut olaya özgü olarak vazgeçebilir.
Eşit işlem ilkesi eşit şartlarda uygulanan bir ilke olup mutlak eşitliğe değil nispi eşitliğe dayanan bir ilkedir. Nispi eşitlik ise aynı durumdaki pay sahiplerinin aynı işleme tabi tutulmasıdır. Nispi eşitlik ilkesi hakkaniyet ilkesine daha uygun görülmüştür, mutlak eşitlik ilkesi ise hakkaniyet ilkesine uygun düşmeyebilir. Ancak mutlak eşitlik ilkesi oransallık ilkesinin uygulama alanı bulmadığı; genel kurula katılma, oy kullanma, iptal davası açma, bilgi alma ve inceleme hakkı gibi haklarda uygulamaya tabidir.
Eşit işlem ilkesine ayrılığın yaptırımı kanunda, işlemi gerçekleştiren organa göre farklı olarak düzenlenmiştir. TTK m. 391’de eşit işlem ilkesine aykırı yönetim kurulu kararlarının batıl olduğu hükme bağlanmıştır. Genel kurul kararlarının eşit işlem ilkesine aykırılığı halinde ise iptal ve butlan yaptırımları uygulanabilecek olup hükümsüzlüğün tespiti açısından butlanın ikinciliği dikkate alınacaktır. Her iki yaptırımın sınırının tespiti açısından kullanılan ölçü sürekliliktir. Yönetim kurulu kararlarının bu ilkenin yaptırımı olarak batıl hale gelmesiyle yönetim kurulu kararlarına karşı meşru menfaati olanlar süresiz olarak tespit davası açabilir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 08.4.2019 tarihli 2018/353 E.- 2019/2685 K. sayılı kararında; ” Şirket bünyesinde aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak da görev yapan ortaklıkların elde edilen kârdan daha fazla pay alabilmesinin önü açıldığından, yönetim kurulu üyelerine kar payı dağıtılması kararı eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Örtülü kâr payı dağıtma amacı taşıyan ve eşit işlem ilkesine aykırı olan kararın butlanına karar verilmesi gerekirken bu hususta bir değerlendirme yapılmaması isabetli olmamıştır.” hükmüyle eşit işlem ilkesine aykırı genel kurul kararların batıl olduğuna karar vermiştir.

EMREDİCİ HÜKÜMLER İLKESİ

Emredici hükümler ilkesi TTK m. 340’ta; “Esas sözleşme, bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak Kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabilir. Diğer kanunların, öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı esas sözleşme hükümleri o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar.” hükmüyle düzenleme bulmuştur. Söz konusu ilkenin hüküm bulmuş olduğu kanun maddesi hem halka açık hem halka kapalı anonim şirketlerde sözleşme özgürlüğüne kısıtlama getirmiştir. Bu hükme göre anonim şirketlere ait hükümlerden sapma ancak kanunda açıkça izin verilmişse mümkündür. Anonim şirketlere ait hükümlerden sapabilmek kanunda da belirtildiği gibi “esas sözleşme” ile mümkün olup “genel kurul kararları” ve “iç yönergeler” ile mümkün değildir.
Emredici hükümler ilkesinin kanununda düzenlenme amacı, anonim şirketlerde esas sözleşmeye belirli bir standart getirilerek hukuki güvenliği ve öngörülebilirliğin sağlanması aynı zamanda da pay sahiplerinin ve menfaat gruplarının korunmasıdır.
Öte yandan bir başka değineceğimiz husus öğretide de tartışmalı olan “bir emredici hükmün aksinin esas sözleşmede düzenlenebilmesi için açıkça” izin verilmesi hususudur. Kanunda geçen “açıkça izin verilmesi gerektiği” hususu ya “esas sözleşme ile kararlaştırılabilir veya öngörülebilir” ya da “esas sözleşmede aksine bir hüküm yoksa” şeklinde anlaşılmaktadır. Tartışmalı nokta ise; kanun maddesinde düzenlenen “bir emredici hükmün aksinin esas sözleşmede düzenlenebilmesi için açıkça izin verilmesi gerektiği” hususuna bakarken hükmün “lafzını” mı “amacını” mı dikkate alacağımızdır. Türk Ticaret Kanunu Tasarısı Adalet Komisyonu Raporunda bu maddenin gerekçesi; “kanunda ‘açıkça’ izin verilmişse ibaresinin, maddenin lafzından sapabilme imkanının açıkça anlaşılmadığı durumlarda, amaca uygun düşen, metodoloji öğretisine aykırı olmayan, tatmin edici gerekçelere dayanan, sonuçları adil olan ve menfaatler dengesini gözeten bir yorumla sapabilmenin haklılık kazandığı varsayımları da kapsadığı ” şeklinde ifade edilmiştir.
Sonuç olarak kanunda anonim şirketlere ait olan bütün hükümler emredici nitelik taşımakta, bu hükümlerden sapabilme ancak kanunda açıkça öngörülmüşse veya öngörülmeyip hakkaniyet ilkesi ve menfaatler dengesi dikkate alındığında eğer uygun görülebiliyorsa mümkündür.

SONUÇ

Anonim şirketler iktisadi ve sosyal hayatta temel bir rol üstlenmiş olup ülkenin ekonomik gelişimine önemli katkılarda bulunmaktadır. Modern iktisadi düzenin oluşumunda da büyük öneme sahip olan anonim şirketlere; şirketlerin kuruluşu, faaliyetleri, sermaye yapılarının muhafazası, ortakların ve alacaklıların hak ve menfaatlerinin korunması gibi hususlarda değindiğimiz öğretide ilkeler hakim olmuştur.

Stajyer Avukat
Ceren ÇETİNTAŞ

KAYNAKÇA

1.PULAŞLI, Hasan, 2011, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Şirketler Hukuku Şerhi, Ankara, Adalet Kitapçılık.

2.YAVUZ, Mustafa, 2019, Türk Hukukunda Anonim Şirketlere Hâkim Olan Temel İlkeler, Sayı: 18 | Gümrük Ticaret Dergisi.

Paylaş:

© 2020 Av. Lider TANRIKULU Hukuk Bürosu

logo-footer